HİKMET's profileHİKMETPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
April 12 ŞİFALI MEYVE ve SEBZELERŞİFALI MEYVE ve SEBZELER – I –
ANANAS: Kökeni Orta Amerika ve Karaipler’e uzanan ananasın adı, Orta Amerika yerlileri tarafından, parfüm anlamına gelen “nanaödan türetilmiş. Ananas, parfümlerin parfümü anlamına geliyor. Kendine has güzel bir kokusu olan bu sulu meyve aynı zamanda, konukseverliğin de simgesiymiş. Christophe Colomb, 1493’te gemileri Guadalup kıyılarına yanaştırdığında, yerliler tarafından bu meyveyle karşılanmış. Notlarına Guadalup yerlilerinin, adını bilmediği bu meyvenin suyundan şarap yaptıklarını da yazmış. Faydaları: Bromelain içerir. Bromelain vücuttaki proteinleri ayrıştırıcı-sindirici bir enzimdir. Dolayısıyla onun ilk fark edilen özelliği sindirimi veya hazmı kolaylaştıran bir madde olmasıdır. Bu yüzden gıda sanayisinde ve bazı kültürlerde et yumuşatıcı ve pişmiş tahıl üretiminde de kullanılmaktadır. Bromelain Ananas bitkisinin sap ve gövdelerinden elde edilmektedir. Bu enzim sadece mide asidine yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda bağırsaklardaki alkalin (alkalik) ortama da olumlu tesirler yapmaktadır. Bu nedenle sindirim sistemi enzimlerinden pepsin (mide sıvısında bulunan protein sindirici bir enzim) ve tripsin' in (pankreas tarafından salgılanan protein sindirici bir diğer enzim) ikame (yerine geçen) enzimi gibi düşünülür. ARAKA: Taneleri iri olan bezelyedir. Araka taneleri, taze olarak sevilerek çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi, kurutulup, dondurulup ve konservesi yapılıp ileride tüketmek için saklanmaya da pek elverişlidir. Faydaları: B1, C vitaminleri, protein, lif ve folk asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir. ARMUT: Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara, Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır. Faydaları: Midevidir. Bağırsak parazitlerini düşürür. Kabızlığı önler, böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, kum döktürür, romatizmada kullanılır. Gut hastalığında yararlıdır, taşikardiyi önler, tansiyonu düşürür. AVAKADO: Anavatanı Amerika olan avokado, son yıllarda Türkiye'nin güney sahillerinde yetiştirilmeye başlanan, çok besleyici ve faydalı bir meyvedir. %30 oranında doymamış yağ asidi içeren avokadonun protein içeriği de yüksektir. Faydaları: Sindirimi çok rahat olan bu meyveyi özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi önerilir. AYVA: Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Faydaları: Vitamin mineral ve şeker açısından zengin besleyici bir meyvedir. Meyvesi taze olarak kullanılır. Sindirim sistemi içinde faydalıdır. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Mideye kuvvet verir hazım etmeyi kolaylaştırır ve ishali keser, dizanteri hastalığının tedavisinde kullanılır. Ayva suyu kabızlığa iyi gelir. Kusmayı, kan kusmayı, ağızdan su gelmesini önler, .Kanı temizler karaciğerin çalışmasını düzenler. Safra salgısını arttırır. Boğaz iltihaplarını iyi gelir, ağız kokusunu giderir. Çekirdeği, boğazdaki ağrıları, gıcık ve kızarıklıkları giderir. Ses kısıklığı ve öksürüğe iyi gelir, göğsü yumuşatır; öksürüğe iyi gelir. Deri hastalıklarına, göz iltihabına ve yanmaya karşı kullanılır. Bronşit ve verem hastalığının tedavisinde kullanılır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Harareti keser. Çarpıntıyı önler. Kalbe kuvvet verir ve kalpteki sıkıntıyı giderir, zihni berraklaştırır; dimağa ve kalbe kuvvet verir. Basur memelerinin iltihabını kurutur. Afrodizyaktır. Cinsel gücü arttırır. El-ayak meme ucu, dudak, çatlaklarını geçirir, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelir. BAKLA: Baharın müjdecisi bakla, Türk mutfağının sevilen sebzelerinden biri. Göz alıcı yeşil rengi ile tazeliği simgeliyorsa da geçmişi çok eskilere dayanır. Latince adı 'Vicia faba' olan bakla, antik çağlarda eski Yunan, Mısır, Roma ve İbraniler zamanından beri çok sevilen bir sebze. Kısa ömürlü olduğu için bitkiler dünyasının en nazlı sebzesi olarak tanınıyor. Manav tezgâhlarındaki ömrü sadece 1–2 ay. Bol yeşil yaprakları olan ve boyu 30–80 cm arasında değişen bakla bitkisinin sebzeleri, fasulye tipinde, iri, tombul ve uzundur. Ülkemizin hemen her yerinde yetişen baklanın Sakız, Arşın, Bayrampaşa, Akbakla, Kıbrıs ve Sultani türleri bulunuyor. Faydaları: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Barsak parazitlerini düşürür. Göğsü yumuşatır, Öksürüğü keser. BALKABAĞI: Kabakgiller familyasındandır. Birçok türü sebze olarak yetiştirilen iri meyveli sürüngen otsu bir bitkidir. Balkabağı (C. moschata), Helvacıkabağı ( C. maxima ), Sakızkabağı ( C. pepo ) gibi türleri vardır. Olgun taze çekirdeklerinden faydalanılır. Linolen, olein, palmitin içerir. BAMYA: Ebe gümecigiller familyasından; yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtırak gri renkte, sebze olarak yenen bir bitkidir. Amasya, Balıkesir bamyası gibi çeşitleri vardır. Faydaları: Kabızlık tedavisi ve bağırsakların düzenli çalışması için faydalıdır BARBUNYA: Taze ya da kuru olarak tüketilebilen barbunya fasulyesi, diğer fasulye türlerinden yalnızca lezzetiyle değil, kırmızı benekli dış kabuğu ve taneleriyle de ayrılır. Barbunya fasulyesi, tıplı türdeşleri gibi ılıman ve tropik iklim kuşağında yetiştirilir. Bu fasulye cinsinden yapılan “Barbunya Pilaki”, Türk mutfağının ve özellikle ziyafet sofralarının vazgeçilmez zeytinyağlı lezzetlerindendir. Faydaları: Protein ve A ile C vitaminleri açısından da çok zengin. Ayrıca, kalsiyum, fosfor, nikel, bakır ve kobalt içeriyor. İnsan bedenine faydaları saymakla bitmez: Vücudun çalışmasını olduğu kadar, inkişafını da sağlıyor Pankreası çalıştırdığı için, ensülin miktarını da arttırır. Bu haber, şeker hastaları için iyi. Zira şeker hastalarına, her yemekten önce, 1 tatlı kaşığı fasulye suyunu 1 bardak suya karıştırıp içmeleri tavsiye edilir. Aynı fasulye suyu kürü, karaciğer yetmezliği, kum ve taş ya da idrar tutukluğu çekenler için de geçerli. BEZELYE: Baklagillerden tırmanıcı bir bitki ve onun tohumudur. Faydaları: B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir. BİBER: Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır. Faydaları: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir. BÖRÜLCE: Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. Faydaları: Protein, azot, nişasta ve C vitamini içerir. Yanık tedavilerinde kullanılır. İdrar söktürücü etkisi vardır. BROKOLİ: Brokoli memleketimize son bir kaç yıldan beri girmiş bir sebzedir. Roma İmparatorluğu döneminde esas yetiştirildiği bölgelerden bir tanesi de Akdeniz sahilleri idi. Özellikle Amerika ve Avrupa'da en çok tüketilen sebzeler arasındadır. Amerika'da brokoli tabletleri satılmaktadır. Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Faydaları: Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde bir çok faydaları vardır. Sebze olarak Brokoli; A, C, E ve Karo tin vitaminleri bakımından oldukça zengindir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli, bu yönüyle prostatitis'e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. Bu nedenle antibiyotik kullananlar beraberinde çoğu kez vitamin alarak veya sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklık sistemlerini güçlendirmeye çalışırlar. Alınan antibiyotiklerin çoğu bağırsak florasını etkilediklerinden, vitaminlerden, kofaktörlerden, minerallerden ve besinlerden gelen bazı etkin maddelerin emilmesine engel olabilmektedirler. ÇAĞLA: Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır. Acıbadem - Tatlı badem Faydaları: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. CEVİZ: Cevizin meyvesi pomolojik gruplandırmada sert kabuklu meyveler içinde yer almaktadır. Meyve ağaç üzerinde yeşil kabuk, sert kabuk ve iç cevizden oluşur. Kabuk kalınlığı yönünden ceviz çeşitleri çok değişik özellikler sunar. Kâğıt kabuklu cevizler olarak adlandırılan çok ince kabuklu cevizlerin yanında; çetin ceviz olarak isimlendirdiğimiz çok kalın ve sert kabuklu ceviz tip ve çeşitleri de bulunmaktadır. Kabuk kalınlığı; iç randımanı, taşınma ve meyvenin kullanılma amacı yönünden önemli bir meyve özelliğidir. Kabuk pürüzlülüğü meyvenin kalitesini etkileyen önemli bir özelliktir. Pürüzsüz, düzgün ve açık renkli meyveler, piyasada yüksek fiyatlara alıcı bulabilmektedir. Faydaları: Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sâbit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır. Meyveler yatıştırıcı, mide ve bağırsak gazlarını önleyici olarak kullanılır. Hazımsızlık ve hıçkırığa tesiri iyidir. Yaprakları da yemek ve salatalarda kullanılır. DUT: Dutgillerden yapraklarıyla ipek böceği beslenen bir ağaçtır. Meyveleri, beyaz ve kara olur. Karadut ekşidir. Dutusaresi çıkartılır. Hekimlikte şurubu, meyveleri ve yaprakları kullanılır. Faydaları: İdrar Söktürücü Tampon Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur. Kan Yapıcı Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar Kara Dut boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Olgunlaşmış beyaz dut bağırsaklarının düzenli çalışmasını sağlar. Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir. Bağırsak kurtlarının başına gelebilecek en kötü felaketi, düşmelerini sağlayacaktır. ÇİLEK: Gülgillerden sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemişi pembe renkli olup, kokuludur. Birçok çeşidi vardır. Faydaları: Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler. DOMATES: Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir. Ürünü için yetiştirilir. Vatanı Meksika ve Peru'dur. Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur. A, B, C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Faydaları: Kanama eğilimini azaltır, damar duvarını genişletir. Katarakt oluşumunu geciktirir. Yüksek homosistein seviyelerini düşürebilir. Yaşlılığa bağlı "makula dejenerasyonu" gibi önemli bir görme sorununu önler. Osteoartirit tipi romatizmal sorunları azaltabilir. Bağışıklık sitemini destekler. ELMA: Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır. Faydaları: Elma A ve C Vitamini içeriyor. Kalp ve akciğerler için de faydalı. Kolesterolü düşürüyor. Kalp hastalıkları ve akciğer kanseri riskini azaltıyor Bu kadar faydalı olmasının nedeni, bünyesinde "Cynarine" içermesi. Cynarine maddesi en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olur. ENGİNAR: Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli topraklarda yetişir. Faydaları: Enginarda yüksek miktarda magnezyum, demir ve C vitaminide bulunuyor. Kandaki üre, kolesterol ve şeker miktarını azaltan enginar, düşük kalorili olması nedeniyle rejim yapanların baş tacı. Enginar, Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere önerilir. Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur. Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz. Vücuttaki zehri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle arterit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor. İdrar söktürücü ve böbrek taşlarının dökülmesi, sarılık tedavisi, safra salgısının arttırılması gibi amaçlarla kullanılır. Damar sertliğine karşı koruyucu özelliği de vardır. Ayrıca, karaciğerde doku yenilenmesini teşvik eder, kandaki yağ düzeyini düşürür. Şeker hastaları için yararlıdır. ERİK: Gülgillerden beyaz çiçekli bir ağacın yemişidir. Erik, çoğu ceviz büyüklüğünde, kabuğu ince, sarıdan kırmızıya ve mora kadar türlü renkte, tadı mayhoş veya tatlı, etli, sulu tek ve sert çekirdekli bir yemiştir. Faydaları: Eriğin, bol miktarda B vitamini içerdiği ve karaciğer, kalp ve böbrek hastalıklarına, sindirim rahatsızlığı çekenlere, tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara, iyi geldiği belirtiliyor. FASULYE: Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Faydaları: İdrar söktürür. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Kandaki şeker seviyesini düşürür pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor. FINDIK: Karadeniz Bölgesi'nin iklim özellikleri fındık için en ideal ortamı oluşturur. Fındık, kış aylarında çiçeklenen ve döllenen tek bitkidir. Dişi çiçeklerin çanak yaprakları "çotanak" adı verilen fındık kadehini oluşturur. Fındığın çeşitli türleri vardır. Ülkemizdeki kültür fındıkları, 5–6 metre boylanabilen 'Corylus Avellena' ile 'Corylus Maxima' türlerinin melezleridir. Faydaları: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar. GREYFURT: Turunçgiller familyasından; bahçelerde yetiştirilen bir ağaç ve meyvesidir. Meyvesi, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı hafif acımsı ve ekşidir. İçeriğinde C vitamini vardır. Faydaları: C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar Yağ çözücüdür, Antiseptik (mikrop kırıcı), Sindirimi kolaylaştırıcı, İdrar söktürücü, Kolit spazmlarını önleyici, özellikleri vardır. Greyfurtun diğer faydaları da şunlar: İştah açar. Karaciğer'in normal çalışmasını sağlar. Safra ifrazatını artırır. Vücutta biriken suyu ve zehirli artıkları atar. Kanı temizler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir HAVUÇ: Maydanozgillerden; uzunca koni şeklinde ve etli olan kökünden dolayı sebze olarak yetiştirilen bir çeşit bitkidir. İçeriğinde şeker, A vitamini ve karotin vardır. Faydaları: Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikâyetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikalleri durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. A, B, Bz, C, E, K, PP % 20, kolik, nişasta, petkin, selüloz, uçucu yağ bulunduran havuç, insan sağlığı için hayli önemli bir sebzedir. HİNDİSTAN CEVİZİ: Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Faydaları: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir. Sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır. HURMA: Hurma çöl sakinlerinin her öğünde yedikleri bir meyve. Aslında sadece meyve olarak bilinen hurma, lifleri kumaş üretiminde kullanılan, çekirdekleri yakacak değerlendirilebilen de bir yiyecek. Yetiştirildiği bölgelere göre çeşitli renklerde ve büyüklükte olabiliyor. Çok şekerli bir meyve olduğundan hurmanın üzerinde çoğu zaman, ince, beyaz bir şeker katmanına rastlanabiliyor. Mineraller açısından da oldukça zengin bir meyvedir. Faydaları: Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilim adamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail'de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler. ../...
DEVAMI ALT SAYFADA ŞİFALI MEYVE ve SEBZELERŞİFALI MEYVE ve SEBZELER – II – (Devamı) İĞDE: İğdeciler familyasının örneğidir. Yemişi, kızılcık biçimindedir. Derisi sert ve sarı, eti beyaz un halinde mayhoş ve burukçadır. Yaprakları tüylüdür. 10 kadar türü vardır. Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatlı meyvelerinden dolayı meyve ağacı olarak yetiştirilmektedir. Faydaları: İshalde iğde yenilmesi tıpkı limon ve şeftalide olduğu gibi epeyce yararlıdır. Zihne kuvvet ve açıklık verir. İdrar Gevşekliği ve Zorluğuİğde meyvelerini belli bir süre düzenli olarak yerseniz idrar tutamama ve idrara çıkma zorluğunu yenmenize yardımcı olacaktır. Egzama Bu hastalıkta iğde çiçekleri toplanıp kaynatılır ve her zaman olduğu gibi balla tatlandırılarak içilir. Bu şurubun öksürüğe ve bağırsak bozukluklarına iyi geldiği de bilinmektedir. İNCİR: Dutgillerden asıl vatanı Akdeniz kıyıları olan yaprakları geniş ve dilimli bir ağacın meyvesidir. Armut biçiminde ve büyüklüğünde yumuşak, çekirdekleri darı şeklinde tatlı bir yemiştir. Faydaları: İnsan vücuduna faydaları saymakla bitmez. Enerji verir. Vitamin ve mineral bakımından zengin bir gıdadır. Yüksek oranda kalsiyumve demir içerir ve bu yüzden kansızlığa ve kemik hastalıklarına iyi gelir. Bağırsaklardan toksin maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi faydaları da vardır. Kalbe ferahlık verir, kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Balgam söktürücü, yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca kış aylarında vücudun direncini arttırır, pek çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır. İncirin içeriğinde şeker, organik asitler, sabit yağ ve A,B,C vitaminleri vardır ses kısıklığına iyi gelir. Siğil ve nasırlara sürülürse çok iyi gelir, bronşite iyi gelip öksürüğü keser hem de vücudunuzu zehirden korur. Ayrıca Nezleye de iyi gelir. . . Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidir. ISPANAK: Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. Faydaları: Demir yönünden zengin, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroit rahatsızlığına iyi geliyor. Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor. KABAK: Kabakgiller familyasından, meyvesi sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Faydaları: Barsak parazitlerini düşürür. İdrar söktürücüdür. Göğsü yumuşatır, Öksürüğü keser. KARNABAHAR: Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabaharı olmak üzere üç çeşidi vardır. Faydaları: Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan `indol–3 karbonal` bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, "Karnabahar çiçek olduğu için, bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağlı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler" diyorlar. KARPUZ: Kabakgiller familyasından; sürüngen gövdeli, parçalı sert yapraklı, sarıçiçekli, iri meyveli, bir yıllık bir bitkidir. Faydaları: Bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini belirten uzmanlar, içerdiği yüksek potasyumun da kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Uzmanlar, aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenleyen ve bağırsak kanserini önlemede rol oynayan karpuzun çekirdeklerinin de, içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu, Vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur. KAVUN: Kabakgiller familyasından; vatanı Küçük Asya olan, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları oldukça büyüktür ve yürek biçimindedir. Çiçekleri, yapraklarının koltuğundan çıkar. Meyvesi sulu ve güzel kokuludur. Faydaları: B vitamini, brom ve iyot içeriyor, kanı temizliyor ve kolay bir uyku sağlıyor. Damar tıkanıklığı, kansızlık için de öneriliyor. Ama hazmı karpuza göre daha güç. Bir de şeker oranı fazladır. Ölçüyü kaçırmadan tüketmek gerekir. Kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsaklarda ülser yada iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir. KIRAZ: Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaççıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır. Faydaları: Aspirin yerine kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. 20 kirazda 12–25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor. İdrar söktürücü özelliği sayesinde yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Kiraz meyvesinde bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşını dökülmesine de yardımcı olduğu bilinmektedir. Ayrıca zayıflamaya da yardımcı olduğu bilinmektedir. KESTANE: Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 – 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir. Faydaları: Ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikâyet edenlerle, şeker hastaları yememelidir, Öksürük kesici olarak kullanılır. KEREVIZ: Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Faydaları: Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığıve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da faydalıdır Midevidir. Gaz söktürücü olarakkullanılır İdrar söktürücüdür. Sistitte etkilidir. Arteritte etkilidir Gut hastalığında kullanılır. Anne sütünü arttırır. Amenorede kullanılır. Uyarıcıdır. Siyatik ve nevritlerde etkilidir. KAYISI: Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, Şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır. Faydaları: A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir. İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır. Faydaları bununla da bitmez. Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir (aç karnına yenildiğinde hem de her haliyle; kuru, taze ya da kompostosu, reçeli, hoşafı...), cilt güzelliği için birebirdir. Üstelik 5–6 kayısının çekirdeği dövülüp suyu içilirse bağırsak kurtlarını öldürür. Öğrenciler ve beyin gücü ile çalışanların özellikle kayısıyı çok tüketmeleri gerekir çünkü bu iş grubunda çalışanların ihtiyacı olan besinlerin çoğunu kayısıdan alabilirler. Tüm bunların yanında dikkat edilmesi gereken bir husus var ki göz ardı edilemez. Karaciğer rahatsızlığı olanlar kayısıyı çok fazla yememelidirler. Ayrıca mide rahatsızlığı olanlar ve fazla mide asidi salgılayanlar ham kayısı yememeli, olgun kayısıları tercih etmelidirler. Yanınızda kayısı bulundurun, çünkü böylece açlıktan kan şekeriniz düştüğünde kayısı yersiniz. Hem çikolata, pasta vb. yememiş olursunuz, hem de sayısız faydalarından yararlanmış olursunuz. MAYDANOZ: Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 – 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır. Faydaları: Safra salgısını arttırır. Koliklerde kullanılır. Selülitte kullanılır. İdrar söktürücüdür. Romatizma ve arteritte etkilidir. Adet kanamalarını kolaylaştırır, dismenorede etkilidir, vücutta enerji oluşmasına katkı sağlayarak, insanın zinde kalmasını sağlar. Vücudun örtü dokusunu, bağ dokusunu ve iç organları örten dokuları sağlam ve sağlıklı kılar. Sindirimi kolaylaştırarak, mideye yardımcı olup alınan gıdaların rahatça hazmedilmesini sağlar. Özellikle bazı insanları rahatsız eden ağız kokusunu giderir. Özellikle maydanozun ağız ve midede sağladığı koku, etrafa yayılması istenmeyen kokuları önleyerek, hoş bir koku oluşmasını sağlar. MARUL: Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı ve çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır. Faydaları: Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekamül ediyor. Midevidir. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Aknede kullanılır. Yüze tazelik verir. İdrar söktürücüdür. Göğsü yumuşatır, balgam söktürür. Romatizma ağrılarında etkilidir. Kandaki şeker seviyesini düşürür. Gut’ta kullanılır. Anne sütünü arttırır. Aybaşı hallerini düzenler. MANTAR: Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayinde kullanılanlar vardır. Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir lif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür. Faydaları: Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinlilerin ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Düzenli olarak tüketilmesi halinde kansızlık, sindirim sistemi, boğaz ve barsak hastalıklarına iyi geldiğine inanılmaktadır. MANDALİNA: Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır. Faydaları: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır. Midevidir, Yağlı deri ve aknede kullanılır. Yara iyileştiricidir. Stres ve uykusuzlukta etkilidir. Zengin bir C vitamini deposu. Özellikle brom sinirleri yatıştırdığı için akşam yemeğinden sonra yenildiğinde uyku verir. Kabuğunda bol miktarda P vitamini sayesinde, damar setliği ve felç geçirenler için çok yararlı bir meyvedir. LİMON: Limon ağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. Faydaları: Limon asidi, citrat, pinen, potasyum, kalsiyum, nitrat, Cvitamini, % 1,5 uçan yağ dlimonen, karbonhidratlar ve glikozit bulunanlimon tansiyonu düşürücü olarak bilinir. Limon çok kullanılan, çok sevilen ve çok şifalı bir iksirdir safradan kaynaklanan baş ağrısını giderir dişleri beyazlandırır ve diş etlerini kuvvetlendirir harareti keser, karaciğeri rahatlatır. LAHANA: Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve Karalahanadır. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Faydaları: kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor Ayrıca lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğu da kaydedildi. Lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu bildirdi. KIZILCIK: Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7–8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1–1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur. Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır. Faydaları: Kızılcık Kabız edici özelliği vardır. Gıda olarak istifade edildiği gibi kabukları ateş düşürücü olarak kullanılır. KİVİ: Meyveler çeşitlere göre değişmekle birlikte 4–5 cm eninde, 6–9 cm boyunda ve ağırlıkları 40–150 g arasında değişmektedir. Meyve, silindirik ovalden yuvarlağa yakın yumurtamsı şekilde olmaktadır. Meyve şekli dıştan içe doğru tüyler, kabuk, dış meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmiştir. Kivi meyvesi %80 oranında su %20 oranında kuru madde ihtiva eder. Kivi meyvesi C vitamini bakımından zengindir. 100 gram taze meyvede 100 – 400 mg C vitamini bulunur. Faydaları: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. MISIR: Buğdaygiller familyasından; 180 – 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısır püskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. Faydaları: Kolesterol düzeyinin kontrol edilmesine yardımcı olduğu için kalp ve damar sağlığına faydalıdır. Mısırözü yağı damar sertliğini önler. A vitamini ise gözler, kemikler, diş ve böbrekler için gerekli bir vitamindir. Sağlık sektöründe ise mısır nişastası, ilaç yapımı ve C vitamini üretiminde kullanılır. İdrar söktürücü, idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. MUZ: Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur. Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir. Faydaları: Sizi daha neşeli ve enerjik yapar Muzdaki doğal şeker, yediğiniz anda kana karışarak enerjinizi artırır. Ayrıca size daha iyi bir ruh hali kazandırır Potasyum açısından zengin olmasının yanı sıra barındıran karbonhidratla sinir sisteminize iyi gelen potasyum ve minerallerle dolu bir meyvedir lifli bir meyvedir. Nişastalı olması sebebiyle ideal bir besindir. Krampları önler. Kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar. MUŞMULA: 3 m yüksekliğinde bodur boylu dikenli ağaççıklar. Yalnız yetiştirilenleri dikensizdir ve boyları altı metreye kadar yükselebilir. Kışın yapraklarını döker. Yapraklar basit, alt yüzü tüylü, tam veya dişli kenarlıdır. Çiçekler erdişidir, beş parçalı ve beyazdır. Yabancı döllenmeye ihtiyaç göstermez. Meyveleri yuvarlak veya oval şekillerde esmer renkli olup, dip tarafında beş çanak yaprağı taşır. Meyveleri genellikle beş çekirdekli, ağaçtan koparıldığında sert ve buruk lezzetlidir. Toplanan meyveler bir süre bekletildikten sonra yumuşar olgunluğa erişir. Faydaları: Peklik yapar, kolitlerde etkilidir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Gut hastalığının tedavisinde kullanılır. PATATES: Patlıcangiller familyasından; yeraltındaki yeraltındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Faydaları: Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir. Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karo tin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz. Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerekmektedir. PANCAR: Ispanakgiller familyasından; ince köklü, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yem pancarı, sebzelik pancar ve şeker pancarı gibi çeşitleri vardır. Kırmızı pancarın kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. Sebze olarak kullanılır. Şeker pancarının kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. İçeriğinde sakaroz vardır. Faydaları: Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Şeker hastalığı ve vereme karşı korur. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır. NAR: Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Faydaları: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır. Mesela böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol yenilmesi; göz ağrısına karşı, mideyi kuvvetlendirmekte, boğaza, göğse, akciğerlere fayda vermekte, öksürüğe iyi gelmekteydi. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalı olduğu kadar, diğer narlardan daha fazla idrar söktürmekte, ishali ve kusmayı kesmekte, karaciğer hararetini söndürmekte, azaları güçlendirmekte, kabızlığı gidermekte, safradan kaynaklanan hafakanlara, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelmekteydi. NANE: Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur. Faydaları: Yaprakları çay hâlinde yatıştırıcı, midevî, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilâçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nane esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mide ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır. SEMİZOTU: Her tip toprakta yetişir. Tohumlar Haziran ayında toprak sıcaklığı 20 – 25 ºC'ye ulaştığında çimlenir. Temmuz ayından Eylül ayına kadar çiçek açar ve tohum verir. Faydaları: Mide ve barsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. Şeker hastalığında susuzluğu giderir. Uykusuzluk, sinir ve zihin yorgunluğunda faydalıdır. ŞEFTALİ: Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Faydaları: Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir şeftali günlük C vitamin ihtiyacının %50 sini karşılar. Çiçekleri kabızlığı giderir ve barsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Basur memelerinden doğan şikâyetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır. SARIMSAK: Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30–100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir. Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Faydaları: Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A,B,C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak alil sülfür bulunur. Çok eski çağlardan beri bilinmekte ve tedavide kullanılmaktadır. Eskiden salgın hastalıklarla mücadelede çok kullanılmaktaydı. Antiseptik, iştah açıcı, tansiyon düşürücü, solucan düşürücü, idrar arttırıcı, kan temizleyici etkileri vardır. Antiseptik etkisi, içindeki âlilisinden ileri gelir. Bakteriler üzerinde üremeyi azaltıcı ve öldürücü etkisi vardır. Eskiden harplerde antibiyotik ve antiseptik olarak çok kullanılmıştır. Ayrıca, kansere karşı üstün bir koruyucu, hemoroide faydalı, bronşit, astım, varis, siyatik ve romatizma ilacı olan sarımsağın faydaları ve kullanıldığı yerler çoktur. SALATA: Kabakgillerden bir çeşit bitkidir. Yemiş gibi yenen veya salatası yapılan, gevrek, serinletici ve suluca yemişine de hıyar denir. Terkibinde A ve C vitamini vardır. Birçok çeşidi vardır. Faydaları: Salatalığın kendisi yada suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor. ROKA: Turpgiller familyasından; sapı tüylü, 40 cm kadar boyunda bir bitkidir. Çiçekleri sapın ucundadır. Rengi beyaza çalar, üzeri mor damarlıdır. Çok kokuludur. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Faydaları: Safra salgısını arttırır. İştah açar. İdrar söktürücüdür. Artritte etkili rol oynar. Afrodizyak etkisi vardır. Çeşitli esanslar, P ve K vitaminleri çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor. PATLICAN: Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Faydaları: Kansızlığı giderir. Pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanmaları ve ağrılarını keser. Cilt hastalıkları, şeker, mide, barsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar yememelidir A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükünet verdiğini ifade ediliyor. PIRASA: Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilkbaharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir. Faydaları: İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitrikleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroiti olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidive ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor. PORTAKAL: Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2–10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Faydaları: Antioksidanlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolesterolü düşürür. Vücudun C vitamini, potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile ve anti kanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolesterolü düşürüyor. Özellikle C vitamini yönünden oldukça zengin olan portakal, soğuk algınlıklarında, nezle ve gribal enfeksiyonlarda çok faydalıdır. SOĞAN: Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu, acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler, fermentler ve amino asitler vardır. Faydaları: Soğanın içinde C vitamini bulunur ve besleyici ve iştah açıcı bir besindir. İçinde bulunan kükürtlü bir madde soğana acılık verir, gözleri yakar ve yaşartır. Soğan, mikroplara karşı koyma gücünü arttırdığından, soğan yemesi sıhhati için iyidir. Soğan, birçok faydayı beraberinde getiren bir bitkidir. İdrar söktürür. İdrar tutukluğu ve damar sertliğinde faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Zihin yorgunluğunu giderir, İktidarsızlıkta faydalıdır. Afrodizyak (Cinsel gücü artırıcı) özelliği vardır. Öksürük söktürür, bronşları temizler. Akciğer hastalıkları, astım nöbeti, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır. TURP: Turpgiller familyasından; yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, sarı veya mor renkte ve salkım durumunda bir bitkidir. Meyvesi acımsı ve etlidir. Beyaz turp, kırmızı turp, kara turp, yaban turpu, bayır turpu gibi türleri vardır. Faydaları: İçeriğinde C vitamini, kükürt ve iyot vardır. Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır, iştah açıcıdır, kabızlığı giderir. Safra salgısını arttırır idrar söktürücüdür. Antiseptik olarak kullanılır mikrop üremesini önler ve uyarıcı etkisi vardır. VİŞNE: Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Meyvesinde şeker, elma ve limon asidi, A ve C vitamini vardır. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır. Faydaları: İshale karşı kullanılır. İdrar söktürücüdür Ateş düşürücü etkisi vardır. Vişne, mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir. Vücuda rahatlık verir. ÜZÜM: Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir. Faydaları: Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder. Ayrıca karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite de iyi gelir. January 09 2007 YILI NASIL GEÇTİ 2007'nin en ilginç ve Matrak olayları !
AFP, 2007 yılına damgasını vuran ilginç olayları derledi... 2007 YILIN EN İLGİNÇ OLAYLARI
●Amerika’nın ünlü haber kanalı CNN, terör örgütü El-Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin ile ilgili bir program için Amerika Başkanlığı’na aday adayı olan Barack Obama’dan özür dilemek zorunda kaldı. Çünkü program sırasında ekranda “Usame nerede?'' yazısı yerine “Obama nerede?'' yazısı görünmüştü.
2007'nin EN MATRAK OLAYLARI
![]() ![]()
Ocak–2007 1 Ocak -ISBN numaralandırma sistemi 13 rakamlı koda dönüştürüldü. 1 Ocak -Hong Kong'da kamuya açık yerlerde sigara içme yasağı yürürlüğe girdi. 1 Ocak -İrlandaca, Avrupa Birliği resmî çalışma dilleri arasına dahil oldu. meydana geldi. Romano Prodi tarafından açıldı. ihlal ettiği gerekçesiyle esir aldı. sonuçlandı.
Nisan–2007 Adaları'nı vurdu. 28 kişi öldü. korsanı tarafından kaçırıldı. Kaçırılan uçak, pilotlar tarafından Ankara Esenboğa Uluslararası Havalimanı'na indirildi. Korsan inişten 40 dakika sonra güvenlik güçlerine teslim oldu. El Kaide örgütü üstlendi. çarpışması sonucu çoğu ilköğretim öğrencisi ve Velileri olmak üzere 33 kişi yaşamını yitirdi. gösteriye katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı. saldırgan Cho Seung-Hui gerçekleştirdi. öldürüldü. yaralandı. konuşma esnasında gerçekleşen intihar saldırısında 22 kişi yaşamını yitirdi. tarafından partisince Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanlığı için aday gösterileceği açıklandı. İlgün olaydan yaklaşık 6 saat sonra yakalandı. bildiride, TSK 'nın Atatürk İlkeleri'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yılmaz savunucusu olduğu ve o ilkeleri korumaktaki kararlılığı bir kez daha vurgulandı. yaralanmasına sebep oldu. Anayasaya aykırı bularak iptal etti. uçak,Kamerun'un güneyindeki Niete bölgesi yakınlarında düştü. Kazadan kurtulan olmadığı kesinleşti. çekileceğini açıkladı. alarak Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı oldu. puanla Sırbistan kazandı.Shake İt Up Shekerim adlı şarkıyla Türkiye'yi temsil eden Kenan Doğulu 4. oldu seçilemediğinden dolayı göreve devam edecek.Cumhurbaşkanı seçilemediğinden dolayı halkın yeni Cumhurbaşkanını seçmesi fikri ortaya atılmıştır olmak üzere toplam 48 kişi yaşamını yitirdi.
çaplı maddi hasara neden oldu. sonra tümüyle Hamas'ın kontrolüne geçti.
istasyonuna çarptı. Latin Amerika tarihindeki en ölümlü uçak kazasında toplam 205 kişi hayatını kaybetti. alarak tekrar birinci seçildi. Bu sonuçla AKP mecliste 341 milletvekili bulundururken CHP 112 ve MHP 71 milletvekili bulunduracak. 5000 Asker bulunduracak. gösterime girdi ve ilk günde 80.000 kişi izledi. intihar saldırısında 400 kişi yaşamını kaybetti. etmek amacıyla yapıldığı belirlendi. Uçak Antalya Havalimanı' na indirildi. Bakınız:18 Ağustos 2007 Uçak Kaçırma Eylemi 24 Ağustos - 2007 Dünya Atletizm Şampiyonası Japonya'nın Osaka kentinde başladı. 62 kişinin hayatını kaybetmesi ve yangının kontrol altına alınamaması sonucu olağanüstü hal ilan edildi. Bunun bir sabotaj olduğu ileri sürüldü.
1 Eylül - Eurovision Dans Yarışması Birleşik Krallığın başkenti Londra'da yapıldı.
EKİM–2007 maçla başlamış oldu.
KASIM–2007 Center'da yaklaşık 15.000 kişiye konser verdi. 24 Kasım -Avustralya parlamento seçimleri yapıldı. kurtulan olmadı Ermenistan, Bosna-Hersek ve Estonya ile eşleşti.
2 Aralık - Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekimi yapıldı. Türkiye A grubunda İsviçre, Portekiz ve Çek Cumhuriyeti ile eşleşti. January 07 TÜRKİYENİN LEZZET HARİTASITürkiye'nin Lezzet Haritası Çıkarıldı
Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye’nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan lezzet haritasına göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla dikkat çekiyor.
Amasya ve Afyon’un “sakala çarpan çorbası", Aydın’ın “kulak çorbası", Bolu’nun “kedi batmaz"ı, Denizli ve Çanakkale’nin “kaçamak"ı, Rize’nin “enişte lokumu", Şanlıurfa’nın “şıllık tatlısı", Kocaeli’nin “otur fatma tatlısı", Kütahya’nın “tosunum"u, Tokat’ın “bacaklı çorbası", Amasya’nın “kesme ibik çorbası" ve “eli böğründe"si, Balıkesir’in “mafiş tatlısı", Artvin’in “püşürük çorbası", Bartın’ın “pumpum çorbası", Malatya’nın “kurşun geçmez köftesi", Kırklareli’nin “sulu kaçamak" ve “kuru kaçamak"ı, Isparta’nın “kuyruğu sulu"su ve “derdimi alan"ı, ilginç isimli yiyecekler arasında yer alıyor.
EN ZENGİN MUTFAK GAZİANTEP
İkinci sırada Elazığ geliyor. Elazığ mutfağı tam 154 çeşit yemek, tatlı ve içecekten oluşuyor. Fasulye çorbası, lobik çorbası, anamaşı, kelecoş, taraklık, kındık köfte, küncülü köfte, muhaşerli köfte, işkene, sapan dolması, kibe dolması, çaypalası, pirpirim boranı, tavşan üfelemesi, kırmanlı pilav, simit pilav, nohut ekmeği, fodula, zarafat, patila, heside, dolanger, hürriyet kadayıfı, orcik, pilit ve gah, Elazığ’ın ünlü yemekleri arasında yer alıyor.
93 çeşit yiyecekle Ankara da zengin bir mutfağa sahip iller arasında. Başkent’in ünü il sınırları dışına taşan Ankara Tavası’nın dışında alabörtme, calla, bici, ilişkik, sızgıç, siyel, pıtpıt pilavı, tohma, altüst böreği, entekke böreği, hamman, papaç, yalkı, carcıran, köremez, tamtak tiridi, öllüğün körü, bırtlak, bezdirme, gizleme, kartalaç ve saçkıran gibi ilginç yöresel yemekleri de bulunuyor.
Bölgeler arasında İç Anadolu, 455 çeşit yiyecek ve içecek çeşidiyle ilk sırada yer alıyor. Bu bölgeyi 425 çeşit ile Doğu Anadolu, 398 çeşit ile Güneydoğu Anadolu ve 397 çeşit ile Karadeniz Bölgesi izliyor. Akdeniz ve Marmara Bölgesi 184 çeşit, Ege Bölgesi 162 çeşit yiyecek ve içeceğe sahip
Türkiye’nin lezzet haritasında, pek çok ilin sahip çıktığı çok sayıda yiyecek de bulunuyor. Paylaşılamayan yiyeceklerin başında çiğ köfte ve künefe geliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü olup bütün Türkiye’nin tanıdığı bir yiyecek olan ‘çiğ köfte’ye, Urfa, Adıyaman, Batman, Mardin ve Osmaniye, ‘künefe’ye ise Hatay ve Elazığ sahip çıkıyor. ‘Mantı’ da pek çok ilin mutfağında yer almakla birlikte en ünlüsü Kayseri mantısı olarak görülüyor.
Aşurelik buğday, nohut ve lola kemiğinin su ve tuz ilave edildikten sonra çömlekte ve odun ateşiyle ısıtılmış fırında pişirilmesiyle yapılan ‘keşkek’ ya da “helise" de çok sayıda ilimizin mutfağında yer alıyor. Afyon, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Elazığ, Mardin, Muğla, Ordu, Samsun ve Tunceli, keşkek’in özel yemek sayıldığı iller arasında bulunuyor.
Lor peyniri, irmik, un, şeker ve margarinle yapılan bir tatlı olan “höşmerim" ise Aksaray, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bolu, Manisa ve Uşak’ın ortak lezzeti. Daha çok İç Anadolu’da bilinen ‘madımak’ da Amasya, Çorum ve Yozgat’ın yöresel mutfağı içinde önemli bir yere sahip bulunuyor. ATO Başkanı Sinan Aygün, “Bölgesel kalkınma için yerel ekonomik fırsatlar iyi değerlendirilmeli. Lezzet ve tatlarda ekonomik bir fırsat. Maraş dondurmasının, kırmızı biberin ihracatı her il’e, ürüne örnek olmalı" dedi. Yoğurt, pastırma, bulgur ve tarhana gibi yiyeceklerin Türk buluşu olduğunu hatırlatan Aygün, “Türkiye, sağlıksız, damak tadımızla bağdaşmayan fast food kültürüne esir olmamalı" yorumunu yaptı.
Ankara Patent Bürosu Genel Müdürü Kaan Dericioğlu da, coğrafi işaret (menşei adı veya mahrec işareti) tescili için bir zorunluluk olmadığını söyledi. Dericioğlu, “Yapılan işlem yalnız bu adla başkalarının haksız yere ürün işaretlemelerini önlemek amaçlıdır. Belirtilen yörede üretim yapmayanlar bu işareti kullanamaz. Örneğin Türkiye’de üretildiği zaman Türk Kahvesi, Türk Baklavası, Türk Lokumu birer coğrafi işaret ya da menşe adı olarak işaretlenebilir ve pazarlanabilir. Bu işaretleyiş biçimi, Yunan Baklavası, Yunan Kahvesi, Güney Kıbrıs Lokumu olarak başka ülkelerdeki uygulamalara engel olamaz. Rumların ya da Yunanlılar, Türk Lokumu, Türk baklavası, Türk Çiğ Köftesi demediği sürece sorun yoktur. Bu ürünleri dünyada kimse tanımaz ve herkes Türk ürünü olarak bilir" dedi. (Milliyet) June 22 ÇAY'ın YARARLARI ve İYİ ÇAY NASIL DEMLENİRÇayın Yararları
İYİ BİR ÇAY DEMLEMEK İÇİN
Afiyet Olsun March 04 SAĞLIKBÖBREK TAŞLARI ve TEDAVİ Üriner sistem: böbrekler, ureterler, mesane ve uretradan oluşmuştur. Ayrıca kemik ve kas yapılarının önemli birer yapıtaşıdırlar. Ürolithiasis tibbi bir terim olup üriner sistemin herhangi bir yerinde taş olduğunu ifade etmek için kullanılır. Diğer terimler olan idrar yolları taşı ve nefrolithiasis aynı amaç için kullanılır. Doktorlar bu terimleri genellikle taşın yerini tanımlamak için kullanırlar. Net olarak bilinmeyen bazı sebeplerden dolayı Amerika Birleşik Devletlerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde son 20 yıldır taş hastaları sayısında artış vardır. Beyaz ırkta taş sıklığı siyah ırka oranla daha fazladır. Erkeklerde taş sıklığının fazla olmasına rağmen son 10 yıldır kadınlarda da taş oluşma hızında artış vardır ve taş oluşma oranları değişmektedir. Böbrek taşları sıklıkla 20 ile 40 yaş arsında gelişir. Bir kimsede bir kere taş gelişirse, bu şahısta bundan sonra yeni taş oluşma oranı, diğer kimselere göre daha fazladır. Doktorlar oluşan taşların sebebini bazen tam olarak bilemezler. Bazı gıdaların taş oluşumundan sorumlu olduğu düşünülse de bu spesifik maddelerin taş oluşumunda kesin etkili olduğu şüphelidir. Bu belirtilerle birlikte ateş de varsa, bu da infeksiyon belirtisidir. Bu durumda acilen doktorla irtibat kurmak gerekir. Yukarıdaki yakınmalar ile başvuran hastanın röntgen ve/veya ultrasonografik incelemeleri sonucu böbrek taşı saptanır. Bu tanı metodları ile taşın yeri ve büyüklüğü saptanır. Kan ve idrar testleri de hem taşın yapısı hem de gelişmiş olan böbrek fonksiyon bozukluklarının tesbitine yarar. IVP (intravenöz pyelografi) denilen tetkikle de böbrek fonksiyonları belirlenir ve tedavi planı yapılır. Yaşamı boyunca bir kereden fazla taşı oluşan hastaları diğerlerinden ayrı tutmak ve ayrı değerlendirmek gerekir. Taş oluşumunu engelleme çok önemlidir. Oluşumu engellemek için önce sebepler belirlenmelidir. Ürolog bazı kan ve idrar testlerinden oluşan bir dizi labaratuvar tetkiki ister. Hastaların tıbbi özgeçmişleri, beslenme alışkanlıkları saptanır. Eğer taş ele geçmişse saklanır ve kimyasal analizi yapılır. Taş tedavi edildikten sonra hastanın 24 saat idrar toplaması istenir. Bu idrarın miktarı, içerdiği kalsiyum, sodyum, ürikasit, oksalat, sitrat ve kreatinin miktarı, asitlik derecesi ölçülür. Magnezyum sistin taşından şüphe duyuyorsa idrar örneğinden özel bir yöntemle varlığı araştırılmalıdır. İdrarda kalsiyum atılımının fazlalığı aynı zamanda açlık ve yükleme testleriyle hasta hastaneye yatırıldıktan sonra da tespit edilebilir. Bunlar ayrı sekillerde yorumlanır. Ürolog tüm bu verileri kullanarak taşın sebebini saptamaya çalışır. Taş oluşumunu engellemek için yapılması en kolay şey bol miktarda su içmek ve bunu alışkanlık haline getirmektir. Devamlı taş üreten hastalar günde en az iki litre idrar çıkartacak kadar su içmelidirler. İdrarlarında fazla miktarda kalsiyum ve oksalat atılan hastalarda bu maddeleri içeren gıdaları daha az tüketmelidirler. Bazı kimseler fazla miktarda kalsiyumlu gıdalar almamalarına rağmen idrarlarında kalsiyum miktarı fazla çıkar. Yine kalsiyum içeren antiasitlerden(mide asidini azaltan) ve aşırı D vit alınmamalıdır. Ürologlar kalsiyum ve ürik asit taşlarının oluşumunu engellemek için ilaç verebilirler. Bu ilaçlar taş oluşumunda anahtar rol oynayan idrar asitliğini ve alkaliliğini ayarlarlar. Allopurinol adı verilen ilaç da sık kullanılır ve idrarda kalsiyum miktarını ve ürikasit miktarını azaltır. Bir diğer tedavi yolu kalsiyum taşlarını önlemek için idrarda atılan kalsiyum miktarını kontrol altında tutmaktır. Bunun içinde içeriğinde hidroklorotiazid içeren idrar söktürücü ilaçlar kullanılır. Bu ilaç böbreklerden idrara geçen kalsiyum miktarını önemli oranda azaltır. Bazı barsak hastalıklarında görülen ve aşırı kalsiyum emilimine bağlı olan idrarda fazla kalsiyum atılmasını engellemek için ise barsaktan emilimi azaltan sodyum selüloz fosfat kullanılır. Bu ilaç kalsiyumu barsakta tutarak, kana geçmesini ve idrarla atılmasını önler. Yine deneysel olarak oksalat idrarda itrahının fazla miktarda saptandığı durumlarda B6 vitaminin kullanılması faydalı olacağı bildirilmiştir. Eğer taş tam olarak ortadan kaldırılamazsa Ürolog acetohidroamikasit (AHA) adındaki ilacı kullanabilir. İlaç uzun süre antibiotik tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Extracorporeal Shockwave Lithotripsy. Extracorporeal shockwave lithotripsy (ESWL) üriner sistem taşlarının tedavisinde en sık ve güvenle kullanılan tedavi yöntemidir. ESWL cihazları vücut dışında oluşturulan ve vücuda gönderilen şok dalgalarının taşa çarparak onu kırması esasına dayanarak çalışırlar. Burada taşlar kum taneleri gibi parçalanırlar ve idrarla kolaylıkla atılabilecek hal alılar. Çok çeşitli ESWL cihazları vardır.Bir kısmında bir su banyosu vardır ve şok dalgaları bu banyo arcılığı ile vücuda gönderilir.Diğer bir kısmında su banyosu bir zarla örtülü olup hasta bu zarla temas eder.Bir çok cihaz taşı röntgen ışınları ile tesbit ederler. Ancak bazı cihazlarda odaklama denilen bu özellik ultrasonografi ile yapılır ve bir radyasyon riski olmadığı için doktor tüm seans boyunca görüntüleme sistemini çalıştırarak tedaviyi devamlı olarak izler. Radyolojik odaklı cihazlarda bu kullanılmaz. Ayrıca küçük odaklı (Küçük bir noktaya şok gönderen) cihazlarda anestezi gerekmez ve küçük çocukların taşları rahatlıkla kırılır. Birçok vakada ESWL ayaktan bir işlem olarak uygulanır ve hastanede yatmaya gerek yoktur. Tedavi sonrası toparlanma dönemi çok kısadır ve birçok hasta tedavi sırasında veya kısa bir süre sonra normal günlük aktivitelerine döner. ESWL tedavisinin mutlak kullanılmaması gereken 2 durum kanama hastalıkları ve gebeliktir. Hipertansiyon kısmı kontrendikasyon teşkil eder. Bu durumda hastanın öncelikle tansiyonunun düzenlenmesi gerekmektedir. ESWL tedavisinin de kendine göre komplikasyonları olabilir. Aşağı yukarı tüm hastaların tedavi seansları sonrasında bir kaç gün idrarları kanlı olur. İdralarında ve böbrek bölgelerinde kum dökmeye bağlı yanma ve ağrı olabilir. Komplikasyonları azaltmak için hastaların tedaviden uzun süre öncesinden başlayarak Aspirin ve kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar almaması gerekir. Bazen dökülen kum parçaları idrar yolunda sıkışır ve düşmez. İdrar akımına engel olan ve ağrıya neden olan bu nadir durumda bazen Ürolog idrar yolunu rahatlatmak için ince silikon bir tübü idrar yoluna ( Mesaneden böbreğe) yerleştirir. Böylece idrar akımı Perkutan Nefrolitotomi. Bazen taşların çıkartılabilmesi için Perkutan Nefrolitotomi denilen cerrahi yönteme gerek duyulur.Bu yöntem taşların büyük olduğu böbreğin özellikle alt kısmında yerleşmiş büyük taşlarda; taşla birlikte böbrek çıkışında daralma meydana gelmesi durumunda (dışardan damar basıncı hariç) ve ya ESWL nin etkili olamayacağı durumlarda tercih edilir. Opr.Dr. Şaban Coşkun GazlI dİyet İçeceklerde büyük tehlİke !!!Bir Araştırma, Gazlı Diyet İçeceklerin Büyük Sağlık Sorunlarına Sebep Olduğunu Ortaya Koydu. Uzmanlar, “Diyet içecekleri içenler kalori kaybediyor ama sağlıklarını tehlikeye sokuyor” uyarısı yaptı. Boston ve Harvard Üniversitesi uzmanları, kalp derneği için, gazlı diyet içeceklerle ilgili olarak 3 bin 500 kişi üzerinde araştırma yaptı. Çalışma sonucunda, günde bir kutu gazlı diyet içeceklerden tüketen kişilerde obezite, kan şekeri, tansiyon gibi hastalıklardan bir ya da daha fazlasına yakalanma riskinin yüzde 50–60 arttığı görüldü. Gazlı içecekler kalp hastalığı riskini de iki kat artırıyor. Dört yılda tamamlanan araştırmadaki sonuçlar şöyle oldu: · Obezite riski yüzde 31 arttı. · Kan şekerinin tehlikeli boyutlarda yükselme olasılığı yüzde 25 arttı. · Kötü kolesterol HDL seviyesinin yükselme riski yüzde 32 arttı. · Yüksek tansiyon riski arttı. Ancak bununla ilgili istatistiki bilgi edinilemedi. Renklendirici de zararlı Araştırmayı yürüten Doktor Ramachandran Vasan “İster gerçek, ister yapay tatlandırıcılı olsun gazlı içecekler kişinin daha fazla yemesine neden oluyor. Ayrıca yapay renklendiricilerin de vücutta iltihaba neden olarak damar hastalıklarını tetiklediğini düşünüyoruz. Ama bu konuda henüz detaylı bir çalışma yapmadık” dedi. Alıntı: (Hürriyet Sağlık) KOLESTEROLE KARŞI ETKİSİ KANITLANAN 8 BESİN Kolesterolün düşürülmesinde elma, havuç, mısır, badem, sarımsak, süt, portakal ve çayın etkili olduğu bildirildi. ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ HER DERDE DEVA
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Yapılan incelemede üzüm çekirdeğinde yüzde 80 esansiyel ve omega 3 ve 6 grubu yağ asitlerinden olan linoleik yağ asidi içerdiğinin ve üzüm çekirdeği yağının doymamışlık değerinin yüzde 90'lara yaklaştığının belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Kaynaş; Omega yağ asitleri kalp hastalıklarında, ikinci tip şeker hastalığında, çeşitli kanser (prostat, meme) vakalarında, obezitede ve iltihaplı eklem romatizması gibi hastalıkların önlenmesinde ve kandaki iyi kolesterol oranın yükseltilmesinde önemli rol oynamaktadır.
Prof. Dr. Kaynaş Üzüm çekirdeğinin E vitaminden 50 kat, C vitamininden 20 kat daha güçlü etkiye sahip olduğunu, aynı zamanda üzüm çekirdeğinde tespit edilmiş en güçlü antioksidan etkinin olduğuna dikkati çekerek, Antioksidan özelliği ile insan vücudunda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol veya kirli havayla alınan zararlı maddelerin etkisiz hale getirilmesini sağladığını belirti . . CEP TELEFONLARININ ZARARLARI "CEP TELEFONLARI NASIL KULLANILIR" Boğaz İçi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Selim ŞEKER, Cep Telefonlarının sağlık için ciddi tehlike olduğunu ama kullanıcıların bunun bilincinde olmadığını savundu. Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker, cep telefonlarının bilinçli kullanılması gerektiğini belirterek, radyasyon etkisinden dolayı kulağa fazla yaklaştırılmadan ve 1 dakikadan daha az süre konuşulmasını önerdi. Geçen yılın Ekim ayına kadar baz istasyonlarının yüzde 90'ının geçici belgeyle çalıştıklarını kaydeden Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu devreye girince 3-4 ayda bütün baz istasyonlarına sertifika verdiler. Buna inanabiliyor musunuz? 6 yılda sadece 5-6 bin baz istasyonuna ölçüm sertifikası verilirken, birkaç ayda binlerce baz istasyonuna sertifika verildi. Bu çok yanlış bir uygulama. Bunun bilimsel olarak incelenmesi gerekiyordu, ancak, üniversiteler devre dışı bırakıldı. Mühendisler Odası'nın hiçbir katkısı olmadı. Bu işe onlar karışmayacaksa kim karışacak?'' Şeker, İngilizlerin, baz istasyonunun oturdukları mahallenin neresinde olduğuna, ne kadar radyasyon yaydığına ilişkin bilgileri internet üzerinden öğrenebildiklerini anlatarak, böyle bir hizmetten Türkiye'deki yetkililerin haberinin bile olmadığını savundu Sağlıklı bir hayatın şartlarından biri de, vücuda ihtiyacı olan mineralleri temin etmek. İnsan vücudu, fonksiyonlarını doğru bir şekilde yerine getirebilmek için 80'den fazla mineral kullanıyor. Nasıl ki karalardan okyanusa doğru akan deniz suları bu esnada birçok zehirli maddeyi tesirsiz hale getiriyor, insanın dolaşım sistemindeki mineraller de benzer şekilde faaliyet gösteriyor. Hücreler, sağlıklı olabilmeleri ve fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için minerallere ihtiyaç duyuyor. November 19 DİJİTAL FOTOĞRAF HAKKINDA HERŞEYDijital fotoğraf hakkında her şey Dijital ortamla ilk kez mi karşılaşıyorsunuz? Daha fazla bilgi istiyor musunuz? İşte size dijital fotoğraf, ekipman, düzenleme, baskı ve ilgili bir çok konu hakkında başlıklar. Dijital fotoğrafa geçmenin başlıca beş nedeni Filmden, baskıdan ya da dijital fotoğraf makinesinden dijital fotoğraf alabilirsiniz. Dijital fotoğrafları bilgisayarınıza bir kez aktardınız mı, e-posta ile gönderebilir, baskı alabilir ya da üzerlerinde değişiklik yapabilirsiniz. İnanılmaz ölçüde basit ve eğlenceli. Dijitale geçmenin başlıca beş nedenine bir göz atın.
Dijital Fotoğrafçılık Dijital fotoğraf dünyasına dalmayı mı düşünüyorsunuz? Fotoğraflarınızı paylaşmak ve keyfini çıkarmak için bilgisayarınızı kullanmak inanılmaz derecede basit. Ayrıca "dijital fotoğraf dünyasına giriş" için dijital fotoğraf makinesi almak şart değil. Dijital ortamı kullanmak için çeşitli yollar var. Tüm bu seçenekleri hemen inceleyebilirsiniz. Dijital terimlere kısa bir bakış Dijital fotoğraf çekiminde kullanılan dil film kullanıcılarının dilinden biraz farklıdır. Piksel, megabayt, çözünürlük, dpi, JPEG: Bu sözcükler size tanıdık gelmiyorsa aşağıdaki sözlüğe kısaca bir göz atın. · Piksel-(İngilizce Pixel - PICture ELement, yani "resim öğesi" sözcüklerinin harflerinden türetilmiştir) Dijital görüntünün (image) en küçük öğesi. Bilgisayar ekranındaki görüntüyü oluşturan çok sayıdaki küçük ışık noktacığı. Dijital fotoğraf makinesi kontrolleri Hangi kontrollerin bulunduğunu ve nasıl kullanıldıklarını anladığınız takdirde gereksinimlerinize en uygun fotoğraf makinesini seçebilir ve fotoğraf çekme becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Fotoğraf kalitesi ayarları Fotoğraf çekmeyi düşünürken elde edeceğiniz görüntüyü hesaba katmanız gerekir. Dijital fotoğraf makineniz ne kadar çok bilgi yakalarsa, sonuç olarak elde ettiğiniz baskı o kadar büyük olabilir. Fotoğraf kalitesi ayarlarını anlamak Çözünürlüğü anlamak
"Best" (En iyi), "Better" (Daha iyi) ve "Good" (İyi) terimlerinin anlamı nedir?
November 05 YORUMLARSpace Live Alınıma Hoş Geldiniz Yorumlarınızı "Yorum Ekle" bölümünü tıklayıp yazabilirsiniz September 27 ŞİİR KÖŞESİ"Size çok sevdiğim, okudukça hüzünlendiğim Bedirhan GÖKÇE'nin Şiir Albümünden bir şiir sunuyorum" SENİ ÇOOOK SEVİYORUM ANNE Merhaba anne Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi Hani geçen geldiğimde Şuram işte, Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü. Bugün bende saçım örülsün istedim. Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi. Uff.. Babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme. Kim bozuyor toprağını, Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım. Her sabah onu öpüyor kokluyorum. Ha unutmadan, Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne. Hiç bir şey yutamıyorum. Ben gidiyorum anne, Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. BEDİRHAN GÖKÇE'NİN ŞİİR ALBUMÜNDEN
SENİ ÇOOOK SEVİYORUM ANNE
- Bana İnsanlarI anlatmayIn... İSTER BAŞ TACIM OLURSUN, İSTER DEFOLURSUN, SEÇİM SENİNDİR...
eğer kİ çekİp gİdersen karişmayanlardaniM..!
|
|
|