HİKMET's profileHİKMETPhotosBlogListsMore Tools Help

BEN

HİKMET .

Occupation

 

SPACE ALANIMA HOŞ GELDİNİZ....   Yorumlarınız için teşekkürler.


                     

   

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
    
     

dostuN a$k

ı sewgiLiden daaa coktur!

sewgiLi terk eder /dost yaNNda kaLıR (:

sewgiLi emreder / dost tesLLi edr (:

dost sewgiLideN daaaa chok sewer!

biLir misn bizde DOSTLUK Nedir?

nefesiN kesiLiRse aL bu caNda seNNdiR

yoLuN soNu ucuRmsa...doSTm geRi ceKiL, iLK adıM

bNMdiR..!







 
 Kapatmıştım kalbimin kapılarını
Ama sen geldin araladın
Bıkmıştım bu zalim yalan hayattan
Beni sen hayat bağladın

Bilmezdim bir daha bir daha seveceğimi
Yine öğrettin bana sevmeyi
Yeniden doğdum sende öğrendim yürümeyi
Ne olur bırakma ellerimi

Yalnızlıktı sensizken tek yoldaşım
Gecelerse arkadışım
Neredeydin bu güne dek beni bulmadın
Oysa ben seni hep aradım

Bilmezdim bir daha bir daha seveceğimi
Yine öğrettin bana sevmeyi
Yeniden doğdum sende öğrendim yürümeyi
Ne olur bırakma ellerimi

Bu güne dek hep keşke diyip durdum,
Her yeni başların sonunda yine aynı kelime
Keşke,
Yanılgılar içinde büyüdüm
Yanlış insanlar, yanlış yüzler, yanlış aşklar
Evet kapatmış kalbimin kapılarını
Ama sora sen çıktın karşıma
Bunu sen kalbime girince anladım
İşte yeni bir başlangıç daha
Ama bu sefer eminim
Bu sefer keşke demicem
Yıllar sonra senin için sölediğim tek şey İYİKİ olacak

Bilmezdim bir daha bir daha seveceğimi
Yine öğrettin bana sevmeyi
Yeniden doğdum sende öğrendim yürümeyi
Ne olur bırakma ellerimi
 

        
May 3

İLAHİ (Sordum Sarı Çiçeğe) (15- 20 saniye bekle)

 
April 12

ŞİFALI MEYVE ve SEBZELER

ŞİFALI MEYVE ve SEBZELER – I –  

 

ANANAS: Kökeni Orta Amerika ve Karaipler’e uzanan ananasın adı, Orta Amerika yerlileri tarafından, parfüm anlamına gelen “nanaödan türetilmiş. Ananas, parfümlerin parfümü anlamına geliyor. Kendine has güzel bir kokusu olan bu sulu meyve aynı zamanda, konukseverliğin de simgesiymiş. Christophe Colomb, 1493’te gemileri Guadalup kıyılarına yanaştırdığında, yerliler tarafından bu meyveyle karşılanmış. Notlarına Guadalup yerlilerinin, adını bilmediği bu meyvenin suyundan şarap yaptıklarını da yazmış.  Faydaları: Bromelain içerir. Bromelain vücuttaki proteinleri ayrıştırıcı-sindirici bir enzimdir. Dolayısıyla onun ilk fark edilen özelliği sindirimi veya hazmı kolaylaştıran bir madde olmasıdır. Bu yüzden gıda sanayisinde ve bazı kültürlerde et yumuşatıcı ve pişmiş tahıl üretiminde de kullanılmaktadır. Bromelain Ananas bitkisinin sap ve gövdelerinden elde edilmektedir. Bu enzim sadece mide asidine yardımcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda bağırsaklardaki alkalin (alkalik) ortama da olumlu tesirler yapmaktadır. Bu nedenle sindirim sistemi enzimlerinden pepsin (mide sıvısında bulunan protein sindirici bir enzim) ve tripsin' in (pankreas tarafından salgılanan protein sindirici bir diğer enzim) ikame (yerine geçen) enzimi gibi düşünülür.

ARAKA: Taneleri iri olan bezelyedir. Araka taneleri, taze olarak sevilerek çok çeşitli yemekleri yapılıp yenildiği gibi, kurutulup, dondurulup ve konservesi yapılıp ileride tüketmek için saklanmaya da pek elverişlidir. Faydaları: B1, C vitaminleri, protein, lif ve folk asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

ARMUT: Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara, Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır. Faydaları: Midevidir. Bağırsak parazitlerini düşürür. Kabızlığı önler, böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar, kum döktürür, romatizmada kullanılır. Gut hastalığında yararlıdır, taşikardiyi önler, tansiyonu düşürür.

AVAKADO: Anavatanı Amerika olan avokado, son yıllarda Türkiye'nin güney sahillerinde yetiştirilmeye başlanan, çok besleyici ve faydalı bir meyvedir. %30 oranında doymamış yağ asidi içeren avokadonun protein içeriği de yüksektir. Faydaları: Sindirimi çok rahat olan bu meyveyi özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi önerilir.

AYVA: Gülgillerden çiçekleri iri ve pembe renkli; yapraklarının altı tüylü, orta yükseklikteki bir ağacın meyvesidir. Ayva; limondan büyük, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Faydaları: Vitamin mineral ve şeker açısından zengin besleyici bir meyvedir. Meyvesi taze olarak kullanılır.       Sindirim sistemi içinde faydalıdır. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Mideye kuvvet verir hazım etmeyi kolaylaştırır ve ishali keser, dizanteri hastalığının tedavisinde kullanılır. Ayva suyu kabızlığa iyi gelir. Kusmayı, kan kusmayı, ağızdan su gelmesini önler, .Kanı temizler karaciğerin çalışmasını düzenler. Safra salgısını arttırır. Boğaz iltihaplarını iyi gelir, ağız kokusunu giderir. Çekirdeği, boğazdaki ağrıları, gıcık ve kızarıklıkları giderir. Ses kısıklığı ve öksürüğe iyi gelir, göğsü yumuşatır;  öksürüğe iyi gelir. Deri hastalıklarına, göz iltihabına ve yanmaya karşı kullanılır. Bronşit ve verem hastalığının tedavisinde kullanılır. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Harareti keser. Çarpıntıyı önler. Kalbe kuvvet verir ve kalpteki sıkıntıyı giderir, zihni berraklaştırır;  dimağa ve kalbe kuvvet verir. Basur memelerinin iltihabını kurutur. Afrodizyaktır. Cinsel gücü arttırır. El-ayak meme ucu, dudak, çatlaklarını geçirir, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelir.

BAKLA: Baharın müjdecisi bakla, Türk mutfağının sevilen sebzelerinden biri. Göz alıcı yeşil rengi ile tazeliği simgeliyorsa da geçmişi çok eskilere dayanır. Latince adı 'Vicia faba' olan bakla, antik çağlarda eski Yunan, Mısır, Roma ve İbraniler zamanından beri çok sevilen bir sebze. Kısa ömürlü olduğu için bitkiler dünyasının en nazlı sebzesi olarak tanınıyor. Manav tezgâhlarındaki ömrü sadece 1–2 ay.    Bol yeşil yaprakları olan ve boyu 30–80 cm arasında değişen bakla bitkisinin sebzeleri, fasulye tipinde, iri, tombul ve uzundur. Ülkemizin hemen her yerinde yetişen baklanın Sakız, Arşın, Bayrampaşa, Akbakla, Kıbrıs ve Sultani türleri bulunuyor. Faydaları: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Barsak parazitlerini düşürür. Göğsü yumuşatır, Öksürüğü keser.

BALKABAĞI: Kabakgiller familyasındandır. Birçok türü sebze olarak yetiştirilen iri meyveli sürüngen otsu bir bitkidir. Balkabağı (C. moschata), Helvacıkabağı ( C. maxima ), Sakızkabağı ( C. pepo ) gibi türleri vardır. Olgun taze çekirdeklerinden faydalanılır. Linolen, olein, palmitin içerir.

BAMYA: Ebe gümecigiller familyasından; yaprakları asma yaprağına benzeyen, meyvesi beş bölmeli, tohumları yuvarlak ve yeşilimtırak gri renkte, sebze olarak yenen bir bitkidir. Amasya, Balıkesir bamyası gibi çeşitleri vardır. Faydaları: Kabızlık tedavisi ve bağırsakların düzenli çalışması için faydalıdır

BARBUNYA: Taze ya da kuru olarak tüketilebilen barbunya fasulyesi, diğer fasulye türlerinden yalnızca lezzetiyle değil, kırmızı benekli dış kabuğu ve taneleriyle de ayrılır.    Barbunya fasulyesi, tıplı türdeşleri gibi ılıman ve tropik iklim kuşağında yetiştirilir. Bu fasulye cinsinden yapılan “Barbunya Pilaki”, Türk mutfağının ve özellikle ziyafet sofralarının vazgeçilmez zeytinyağlı lezzetlerindendir. Faydaları: Protein ve A ile C vitaminleri açısından da çok zengin. Ayrıca, kalsiyum, fosfor, nikel, bakır ve kobalt içeriyor. İnsan bedenine faydaları saymakla bitmez: Vücudun çalışmasını olduğu kadar, inkişafını da sağlıyor Pankreası çalıştırdığı için, ensülin miktarını da arttırır. Bu haber, şeker hastaları için iyi. Zira şeker hastalarına, her yemekten önce, 1 tatlı kaşığı fasulye suyunu 1 bardak suya karıştırıp içmeleri tavsiye edilir. Aynı fasulye suyu kürü, karaciğer yetmezliği, kum ve taş ya da idrar tutukluğu çekenler için de geçerli.

BEZELYE: Baklagillerden tırmanıcı bir bitki ve onun tohumudur. Faydaları: B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BİBER: Patlıcangillerden; taze iken yeşil ve çoğu acı olan meyvesi; sebze ve baharat olarak kullanılır. Bol miktarda C vitamini vardır. Acı ve tatlı, yeşil ve kırmızı çeşitleri vardır. Faydaları: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.

BÖRÜLCE: Göbeği koyu renkli bir çeşit ufak fasulyedir. Faydaları: Protein, azot, nişasta ve C vitamini içerir. Yanık tedavilerinde kullanılır. İdrar söktürücü etkisi vardır.

BROKOLİ: Brokoli memleketimize son bir kaç yıldan beri girmiş bir sebzedir. Roma İmparatorluğu döneminde esas yetiştirildiği bölgelerden bir tanesi de Akdeniz sahilleri idi. Özellikle Amerika ve Avrupa'da en çok tüketilen sebzeler arasındadır. Amerika'da brokoli tabletleri satılmaktadır. Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Faydaları: Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde bir çok faydaları vardır. Sebze olarak Brokoli; A, C, E ve Karo tin vitaminleri bakımından oldukça zengindir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli, bu yönüyle prostatitis'e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. Bu nedenle antibiyotik kullananlar beraberinde çoğu kez vitamin alarak veya sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklık sistemlerini güçlendirmeye çalışırlar. Alınan antibiyotiklerin çoğu bağırsak florasını etkilediklerinden, vitaminlerden, kofaktörlerden, minerallerden ve besinlerden gelen bazı etkin maddelerin emilmesine engel olabilmektedirler.

ÇAĞLA: Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır.  Acıbadem - Tatlı badem Faydaları: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

CEVİZ: Cevizin meyvesi pomolojik gruplandırmada sert kabuklu meyveler içinde yer almaktadır. Meyve ağaç üzerinde yeşil kabuk, sert kabuk ve iç cevizden oluşur. Kabuk kalınlığı yönünden ceviz çeşitleri çok değişik özellikler sunar. Kâğıt kabuklu cevizler olarak adlandırılan çok ince kabuklu cevizlerin yanında; çetin ceviz olarak isimlendirdiğimiz çok kalın ve sert kabuklu ceviz tip ve çeşitleri de bulunmaktadır. Kabuk kalınlığı; iç randımanı, taşınma ve meyvenin kullanılma amacı yönünden önemli bir meyve özelliğidir. Kabuk pürüzlülüğü meyvenin kalitesini etkileyen önemli bir özelliktir. Pürüzsüz, düzgün ve açık renkli meyveler, piyasada yüksek fiyatlara alıcı bulabilmektedir. Faydaları: Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sâbit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır. Meyveler yatıştırıcı, mide ve bağırsak gazlarını önleyici olarak kullanılır. Hazımsızlık ve hıçkırığa tesiri iyidir. Yaprakları da yemek ve salatalarda kullanılır.

DUT: Dutgillerden yapraklarıyla ipek böceği beslenen bir ağaçtır. Meyveleri, beyaz ve kara olur. Karadut ekşidir. Dutusaresi çıkartılır. Hekimlikte şurubu, meyveleri ve yaprakları kullanılır. Faydaları: İdrar Söktürücü Tampon Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur. Kan Yapıcı Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar Kara Dut boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Olgunlaşmış beyaz dut bağırsaklarının düzenli çalışmasını sağlar. Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir.  Bağırsak kurtlarının başına gelebilecek en kötü felaketi, düşmelerini sağlayacaktır.

ÇİLEK: Gülgillerden sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemişi pembe renkli olup, kokuludur. Birçok çeşidi vardır. Faydaları: Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

DOMATES: Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir. Ürünü için yetiştirilir. Vatanı Meksika ve Peru'dur. Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur. A, B, C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Faydaları: Kanama eğilimini azaltır, damar duvarını genişletir. Katarakt oluşumunu geciktirir. Yüksek homosistein seviyelerini düşürebilir. Yaşlılığa bağlı "makula dejenerasyonu" gibi önemli bir görme sorununu önler. Osteoartirit tipi romatizmal sorunları azaltabilir. Bağışıklık sitemini destekler.

ELMA: Gülgillerden çiçekleri pembe, oldukça yüksek bir ağacın meyvesidir. Meyvesi (elma); çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renktedir. Çekirdekleri ufaktır. Dokusu gevşektir. Kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlıdır. Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik gibi birçok çeşidi vardır.

Faydaları: Elma A ve C Vitamini içeriyor. Kalp ve akciğerler için de faydalı. Kolesterolü düşürüyor. Kalp hastalıkları ve akciğer kanseri riskini azaltıyor Bu kadar faydalı olmasının nedeni, bünyesinde "Cynarine" içermesi. Cynarine maddesi en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olur.

ENGİNAR: Bileşikgillerden; kökü yıllarca yaşayıp, her ilkbaharda yeniden süren dikenli bir bitki ve bunun sebze olarak yenen iri topuz biçimindeki yeşil çiçeğidir. Killi, kumlu ve rutubetli topraklarda yetişir. Faydaları: Enginarda yüksek miktarda magnezyum, demir ve C vitaminide bulunuyor. Kandaki üre, kolesterol ve şeker miktarını azaltan enginar, düşük kalorili olması nedeniyle rejim yapanların baş tacı.   Enginar, Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere önerilir.  Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur. Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz. Vücuttaki zehri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle arterit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.  İdrar söktürücü ve böbrek taşlarının dökülmesi, sarılık tedavisi, safra salgısının arttırılması gibi amaçlarla kullanılır. Damar sertliğine karşı koruyucu özelliği de vardır. Ayrıca, karaciğerde doku yenilenmesini teşvik eder, kandaki yağ düzeyini düşürür. Şeker hastaları için yararlıdır.

ERİK: Gülgillerden beyaz çiçekli bir ağacın yemişidir. Erik, çoğu ceviz büyüklüğünde, kabuğu ince, sarıdan kırmızıya ve mora kadar türlü renkte, tadı mayhoş veya tatlı, etli, sulu tek ve sert çekirdekli bir yemiştir. Faydaları: Eriğin, bol miktarda B vitamini içerdiği ve karaciğer, kalp ve böbrek hastalıklarına, sindirim rahatsızlığı çekenlere, tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara, iyi geldiği belirtiliyor.

FASULYE: Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Faydaları: İdrar söktürür. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Kandaki şeker seviyesini düşürür pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiğini, albümin ve şekerde de çok fayda verdiğini bildiriyor.

FINDIK: Karadeniz Bölgesi'nin iklim özellikleri fındık için en ideal ortamı oluşturur. Fındık, kış aylarında çiçeklenen ve döllenen tek bitkidir. Dişi çiçeklerin çanak yaprakları "çotanak" adı verilen fındık kadehini oluşturur. Fındığın çeşitli türleri vardır. Ülkemizdeki kültür fındıkları, 5–6 metre boylanabilen 'Corylus Avellena' ile 'Corylus Maxima' türlerinin melezleridir. Faydaları: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar.

GREYFURT: Turunçgiller familyasından; bahçelerde yetiştirilen bir ağaç ve meyvesidir. Meyvesi, portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı hafif acımsı ve ekşidir. İçeriğinde C vitamini vardır. Faydaları: C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar Yağ çözücüdür, Antiseptik (mikrop kırıcı), Sindirimi kolaylaştırıcı,  İdrar söktürücü,  Kolit spazmlarını önleyici, özellikleri vardır.   Greyfurtun diğer faydaları da şunlar:  İştah açar.  Karaciğer'in normal çalışmasını sağlar. Safra ifrazatını artırır.  Vücutta biriken suyu ve zehirli artıkları atar. Kanı temizler. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir

HAVUÇ: Maydanozgillerden; uzunca koni şeklinde ve etli olan kökünden dolayı sebze olarak yetiştirilen bir çeşit bitkidir. İçeriğinde şeker, A vitamini ve karotin vardır. Faydaları: Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikâyetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikalleri durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. A, B, Bz, C, E, K, PP % 20, kolik, nişasta, petkin, selüloz, uçucu yağ bulunduran havuç, insan sağlığı için hayli önemli bir sebzedir.

HİNDİSTAN CEVİZİ: Tropikal bölgelerde yetişen, hurma cinsinden bir çeşit ağacın yemişidir. Portakaldan büyüktür. Kabuğu çok serttir. İçinde sütümsü bir sıvı vardır. Yemişin içinde kabuğuna bitişik yağlı ve nişastalı eti vardır. Büyük ve küçük olmak üzere iki çeşidi vardır. Hekimlikte küçükleri kullanılır. Faydaları: İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir. Sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır.

HURMA: Hurma çöl sakinlerinin her öğünde yedikleri bir meyve. Aslında sadece meyve olarak bilinen hurma, lifleri kumaş üretiminde kullanılan, çekirdekleri yakacak değerlendirilebilen de bir yiyecek. Yetiştirildiği bölgelere göre çeşitli renklerde ve büyüklükte olabiliyor. Çok şekerli bir meyve olduğundan hurmanın üzerinde çoğu zaman, ince, beyaz bir şeker katmanına rastlanabiliyor. Mineraller açısından da oldukça zengin bir meyvedir. Faydaları: Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilim adamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail'de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.                  ../...

                                                                                                                

                                                                                                                         DEVAMI ALT SAYFADA

ŞİFALI MEYVE ve SEBZELER

ŞİFALI MEYVE ve SEBZELER – II –   (Devamı)

İĞDE: İğdeciler familyasının örneğidir. Yemişi, kızılcık biçimindedir. Derisi sert ve sarı, eti beyaz un halinde mayhoş ve burukçadır. Yaprakları tüylüdür. 10 kadar türü vardır. Anadolu’da bağ ve bahçelerde tatlı meyvelerinden dolayı meyve ağacı olarak yetiştirilmektedir. Faydaları: İshalde iğde yenilmesi tıpkı limon ve şeftalide olduğu gibi epeyce yararlıdır. Zihne kuvvet ve açıklık verir. İdrar Gevşekliği ve Zorluğuİğde meyvelerini belli bir süre düzenli olarak yerseniz idrar tutamama ve idrara çıkma zorluğunu yenmenize yardımcı olacaktır. Egzama Bu hastalıkta iğde çiçekleri toplanıp kaynatılır ve her zaman olduğu gibi balla tatlandırılarak içilir. Bu şurubun öksürüğe ve bağırsak bozukluklarına iyi geldiği de bilinmektedir.

İNCİR: Dutgillerden asıl vatanı Akdeniz kıyıları olan yaprakları geniş ve dilimli bir ağacın meyvesidir. Armut biçiminde ve büyüklüğünde yumuşak, çekirdekleri darı şeklinde tatlı bir yemiştir. Faydaları: İnsan vücuduna faydaları saymakla bitmez. Enerji verir. Vitamin ve mineral bakımından zengin bir gıdadır. Yüksek oranda kalsiyumve demir içerir ve bu yüzden kansızlığa ve kemik hastalıklarına iyi gelir. Bağırsaklardan toksin maddelerin atılması kandaki kollestrol seviyesinin düşürülmesi gibi faydaları da vardır. Kalbe ferahlık verir, kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Balgam söktürücü, yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca kış aylarında vücudun direncini arttırır, pek çok sağlık sorununa karşı güç ve dayanıklılık kazandırır. İncirin içeriğinde şeker, organik asitler, sabit yağ ve A,B,C vitaminleri vardır ses kısıklığına iyi gelir. Siğil ve nasırlara sürülürse çok iyi gelir, bronşite iyi gelip öksürüğü keser hem de vücudunuzu zehirden korur. Ayrıca Nezleye de iyi gelir. . . Bağırsak iltihabı olanlar inciri çok yemelidir.

ISPANAK: Ispanakgiller familyasından; kış sebzesi olarak yetiştirilen bir bitkidir. Faydaları: Demir yönünden zengin, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroit rahatsızlığına iyi geliyor.    Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler, insanda bol kan yapıyor. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin ediyor. Kalp adalelerini de kuvvetlendiriyor. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önlüyor. Kalp rahatsızlığı olanlara, Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, ‘kanlı-canlı bir bebeğe sahip olmaları için’ bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.

KABAK: Kabakgiller familyasından, meyvesi sebze olarak kullanılan, otsu bir bitki cinsidir. Kökü saçak şeklindedir. Gövdesi sürüngen, köşeli, ince ve çok uzundur. Üzerinde sert ve kısa tüyler bulunur. Yaprakları büyük, kaba, tüylü; çiçekleri sarıdır. Meyvesi, etli ve suludur. İçinde kabak çekirdeği denilen pek çok tohum vardır. Faydaları: Barsak parazitlerini düşürür. İdrar söktürücüdür. Göğsü yumuşatır, Öksürüğü keser.

KARNABAHAR: Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabaharı olmak üzere üç çeşidi vardır. Faydaları: Fosfat ve potasyum ihtiva eden ve içeriğinde, kadınları göğüs kanserine karşı koruyan `indol–3 karbonal` bulunan karnabaharın, lahanadaki besin değerinin çoğuna sahip olduğunu bildiren uzmanlar, "Karnabahar çiçek olduğu için, bol fosfor ve vitaminleri, cinsiyet hormonu, bol E vitamini ve protein içerir. Bu maddeleri ile cinsel gücü arttırır, buna bağlı olarak kalp rahatsızlıklarını da giderir. Sinirleri ve beyni iyi çalıştırır, onların yıpranmasını önler" diyorlar.

KARPUZ: Kabakgiller familyasından; sürüngen gövdeli, parçalı sert yapraklı, sarıçiçekli, iri meyveli, bir yıllık bir bitkidir. Faydaları: Bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerdiğini belirten uzmanlar, içerdiği yüksek potasyumun da kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Uzmanlar, aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenleyen ve bağırsak kanserini önlemede rol oynayan karpuzun çekirdeklerinin de, içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olduğunu, Vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur.

KAVUN: Kabakgiller familyasından; vatanı Küçük Asya olan, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir yıllık bir bitkidir. Yaprakları oldukça büyüktür ve yürek biçimindedir. Çiçekleri, yapraklarının koltuğundan çıkar. Meyvesi sulu ve güzel kokuludur. Faydaları: B vitamini, brom ve iyot içeriyor, kanı temizliyor ve kolay bir uyku sağlıyor. Damar tıkanıklığı, kansızlık için de öneriliyor. Ama hazmı karpuza göre daha güç. Bir de şeker oranı fazladır. Ölçüyü kaçırmadan tüketmek gerekir. Kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Bağırsaklarda ülser yada iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.

KIRAZ: Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaççıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır. Faydaları: Aspirin yerine kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor.  Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. 20 kirazda 12–25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor. İdrar söktürücü özelliği sayesinde yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Kiraz meyvesinde bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşını dökülmesine de yardımcı olduğu bilinmektedir.  Ayrıca zayıflamaya da yardımcı olduğu bilinmektedir.

KESTANE: Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 – 30 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları geniştir. Meyveleri iridir. Faydaları: Ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır.  Kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikâyet edenlerle, şeker hastaları yememelidir, Öksürük kesici olarak kullanılır.

KEREVIZ: Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Faydaları: Kerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığıve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da faydalıdır Midevidir. Gaz söktürücü olarakkullanılır İdrar söktürücüdür. Sistitte etkilidir. Arteritte etkilidir Gut hastalığında kullanılır. Anne sütünü arttırır. Amenorede kullanılır. Uyarıcıdır. Siyatik ve nevritlerde etkilidir.

KAYISI: Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, Şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır. Faydaları: A,B,C vitaminleri, protein, bol miktarda şeker ve madensel tuzlar içeren bir meyvedir.  İştah açar, kan yapar, bedensel ve ruhsal yorgunlukları alır. Faydaları bununla da bitmez. Sinirleri güçlendirir, uyku verir, kabızlığa iyi gelir (aç karnına yenildiğinde hem de her haliyle; kuru, taze ya da kompostosu, reçeli, hoşafı...), cilt güzelliği için birebirdir.   Üstelik 5–6 kayısının çekirdeği dövülüp suyu içilirse bağırsak kurtlarını öldürür. Öğrenciler ve beyin gücü ile çalışanların özellikle kayısıyı çok tüketmeleri gerekir çünkü bu iş grubunda çalışanların ihtiyacı olan besinlerin çoğunu kayısıdan alabilirler. Tüm bunların yanında dikkat edilmesi gereken bir husus var ki göz ardı edilemez. Karaciğer rahatsızlığı olanlar kayısıyı çok fazla yememelidirler. Ayrıca mide rahatsızlığı olanlar ve fazla mide asidi salgılayanlar ham kayısı yememeli, olgun kayısıları tercih etmelidirler. Yanınızda kayısı bulundurun, çünkü böylece açlıktan kan şekeriniz düştüğünde kayısı yersiniz. Hem çikolata, pasta vb. yememiş olursunuz, hem de sayısız faydalarından yararlanmış olursunuz.

MAYDANOZ: Maydanozgiller familyasından; yaprakları güzel kokulu ve parçalı, kazık köklü, 30 – 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir. Tohumları ufak ve esmerdir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde, biraz uçucu yağ, müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları, kökü ve meyvesi kulanılır. Faydaları: Safra salgısını arttırır. Koliklerde kullanılır. Selülitte kullanılır. İdrar söktürücüdür. Romatizma ve arteritte etkilidir. Adet kanamalarını kolaylaştırır, dismenorede etkilidir, vücutta enerji oluşmasına katkı sağlayarak, insanın zinde kalmasını sağlar. Vücudun örtü dokusunu, bağ dokusunu ve iç organları örten dokuları sağlam ve sağlıklı kılar. Sindirimi kolaylaştırarak, mideye yardımcı olup alınan gıdaların rahatça hazmedilmesini sağlar. Özellikle bazı insanları rahatsız eden ağız kokusunu giderir. Özellikle maydanozun ağız ve midede sağladığı koku, etrafa yayılması istenmeyen kokuları önleyerek, hoş bir koku oluşmasını sağlar.

MARUL: Bileşikgiller familyasından; geniş ve uzun yeşil yapraklı ve çok yıllık bir bitkidir. Tohumları, cinsine göre esmer veya siyahtır. Ilık iklimi sever. İlk ve sonbahar aylarında ekilir. Yurdumuzda birçok çeşidi vardır. Faydaları: Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekamül ediyor. Midevidir. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Aknede kullanılır. Yüze tazelik verir. İdrar söktürücüdür. Göğsü yumuşatır, balgam söktürür. Romatizma ağrılarında etkilidir.   Kandaki şeker seviyesini düşürür. Gut’ta kullanılır. Anne sütünü arttırır. Aybaşı hallerini düzenler.

MANTAR: Boy, biçim ve bölge bakımından büyük değişiklikler gösteren, yüz bin kadar çeşidi bulunan bir çeşit bitkidir. Karada ve tatlı sularda yaşarlar. Mantarların içinde tıbbi etkileri olanlar, gıda olarak kullanılanlar, zehirlenmelere sebep olanlar, hayvanlarda ve bitkilerde hastalık yapanlar, antibiyotik madde oluşturanlar ve kimya sanayinde kullanılanlar vardır.   Yenen mantarların çoğu bazitli mantarlardır. Bunların 500 kadar cinsi ve13500 kadar türü vardır. Sporları şişkin bir lif ucunda 4 tane olarak meydana gelir. Makbul olan türü şemsiye mantarıdır. Büyük ve göz alıcı bir şekildedir. Şapkası başlangıçta yuvarlak veya yumurta biçimindedir. Sonradan çan, şemsiye veya tabak şekline döner. Rengi beyazımtırak gri ile esmerimtırak gri arasında değişir. Çapı 25-30 cm kadardır. Eti yumuşak ve süt gibi beyazdır. Lezzeti hoştur. Yer mantarı da yenir. Huni biçimindedir. Şapkasının eti sarımtırak beyaz ve sarı kenarlıdır. Kokusu kayısıyı hatırlatır. Lezzeti ise karabiberi andırır. Hazmı güçtür. Faydaları: Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinlilerin ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Düzenli olarak tüketilmesi halinde kansızlık, sindirim sistemi, boğaz ve barsak hastalıklarına iyi geldiğine inanılmaktadır.

MANDALİNA: Turunçgiller familyasından; 5-6 m yüksekliğinde mandalina ağacının meyvesidir. Tatlı, kokulu, lezzetli, vitamince zengin bir meyvedir. Kabuğundan esans çıkarılır. Faydaları: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır. Midevidir, Yağlı deri ve aknede kullanılır. Yara iyileştiricidir. Stres ve uykusuzlukta etkilidir. Zengin bir C vitamini deposu. Özellikle brom sinirleri yatıştırdığı için akşam yemeğinden sonra yenildiğinde uyku verir. Kabuğunda bol miktarda P vitamini sayesinde, damar setliği ve felç geçirenler için çok yararlı bir meyvedir.

LİMON: Limon ağacının açık sarı renkli, yumurta biçiminde, kabuğu güzel kokulu, suyu ekşi olan meyvesidir. Kabuklarından limon esansı çıkarılır. Faydaları: Limon asidi, citrat, pinen, potasyum, kalsiyum, nitrat, Cvitamini, % 1,5 uçan yağ dlimonen, karbonhidratlar ve glikozit bulunanlimon tansiyonu düşürücü olarak bilinir. Limon çok kullanılan, çok sevilen ve çok şifalı bir iksirdir safradan kaynaklanan baş ağrısını giderir dişleri beyazlandırır ve diş etlerini kuvvetlendirir harareti keser, karaciğeri rahatlatır.

LAHANA: Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır. Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve Karalahanadır. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Faydaları: kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor Ayrıca lahananın kansızlığı giderdiğini ve kansere karşı etkili olduğu da kaydedildi. Lahana çeşitlerinde bulunan U vitamininin, mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğunu, oralardaki yaraların iyileşmesini sağladığını da vurgulayarak, bu sebzenin, yaşlanmayı önleyici ve kalp krizine karşı koruyan bir mineral kabul edilen selenyumun kaynağı olduğunu bildirdi.

KIZILCIK: Kızılcıkgiller familyasından; çoğunluğu çalı veya ağaç halinde odunsu ve bir kaçı da otsu karakterde, kışın yaprak döken veya her zaman yeşil bitki cinsidir. Yaprakları sade, uzun veya kısa saplı, genellikle çatallı tüylüdür. Çiçekleri salkım veya şemsiye şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Meyvesi yuvarlaktır. Yurdumuzda yetişen türü sarı çiçekli kızılcıktır. Boyu 7–8 metre kadardır. Çalı şeklinde olanları da vardır. Kış aylarında yapraklarını döker çiçekleri yapraklarından önce açar. Renkleri sarıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Meyveleri sonbaharda olgunlaşır. 1–1,5 cm boyundadır. Parlak kırmızı renktedirler. Lezzeti buruktur. Meyveleri şeker, müsilajlı maddeler ihtiva eder. Kabuklarında ise reçineli maddeler, tanen ve müsilaj vardır. Meyveleri yenir veya şurubu yapılır. Faydaları: Kızılcık Kabız edici özelliği vardır. Gıda olarak istifade edildiği gibi kabukları ateş düşürücü olarak kullanılır.

KİVİ: Meyveler çeşitlere göre değişmekle birlikte 4–5 cm eninde, 6–9 cm boyunda ve ağırlıkları 40–150 g arasında değişmektedir. Meyve, silindirik ovalden yuvarlağa yakın yumurtamsı şekilde olmaktadır. Meyve şekli dıştan içe doğru tüyler, kabuk, dış meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmiştir. Kivi meyvesi %80 oranında su %20 oranında kuru madde ihtiva eder. Kivi meyvesi C vitamini bakımından zengindir. 100 gram taze meyvede 100 – 400 mg  C vitamini bulunur. Faydaları: Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

MISIR: Buğdaygiller familyasından; 180 – 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli, geniş şerit yapraklı, bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır. Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları, dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler. Meyvesi, koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısır püskülünün içeriğinde glikoz, maltoz gibi şekerler, sabityağ, steroller, reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. Mısırözü yağı, mısır tanelerinden çıkarılır. Faydaları: Kolesterol düzeyinin kontrol edilmesine yardımcı olduğu için kalp ve damar sağlığına faydalıdır. Mısırözü yağı damar sertliğini önler. A vitamini ise gözler, kemikler, diş ve böbrekler için gerekli bir vitamindir. Sağlık sektöründe ise mısır nişastası, ilaç yapımı ve C vitamini üretiminde kullanılır. İdrar söktürücü, idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır.

MUZ: Muzgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, çok yıllık ve çok büyük bir otsu bitki cinsidir. Yurdumuzda Antalya ve Anamur çevresinde yetiştirilir. Muz ağacının gövdesi; toprak altında kök-sap veya soğan halinde bulunur. Yaprakları bu kök-saptan çıkar. Tabandaki çiçekleri meyve verir. Meyvelerin tamamı sarkık bir sapın üzerinde toplu halde bulunur. Nişasta ve şeker bakımından zengindir. Lezzetlidir. Fırında veya güneşte kurutulduğu zaman çok besleyici bir un verir. Faydaları: Sizi daha neşeli ve enerjik yapar Muzdaki doğal şeker, yediğiniz anda kana karışarak enerjinizi artırır. Ayrıca size daha iyi bir ruh hali kazandırır Potasyum açısından zengin olmasının yanı sıra barındıran karbonhidratla sinir sisteminize iyi gelen potasyum ve minerallerle dolu bir meyvedir lifli bir meyvedir. Nişastalı olması sebebiyle ideal bir besindir. Krampları önler. Kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.

MUŞMULA: 3 m yüksekliğinde bodur boylu dikenli ağaççıklar. Yalnız yetiştirilenleri dikensizdir ve boyları altı metreye kadar yükselebilir. Kışın yapraklarını döker. Yapraklar basit, alt yüzü tüylü, tam veya dişli kenarlıdır. Çiçekler erdişidir, beş parçalı ve beyazdır. Yabancı döllenmeye ihtiyaç göstermez. Meyveleri yuvarlak veya oval şekillerde esmer renkli olup, dip tarafında beş çanak yaprağı taşır. Meyveleri genellikle beş çekirdekli, ağaçtan koparıldığında sert ve buruk lezzetlidir. Toplanan meyveler bir süre bekletildikten sonra yumuşar olgunluğa erişir. Faydaları: Peklik yapar, kolitlerde etkilidir. Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur. Gut hastalığının tedavisinde kullanılır.

PATATES: Patlıcangiller familyasından; yeraltındaki yeraltındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir. Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır. İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Faydaları: Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir. Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karo tin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz. Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerekmektedir.

PANCAR: Ispanakgiller familyasından; ince köklü, bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Yem pancarı, sebzelik pancar ve şeker pancarı gibi çeşitleri vardır. Kırmızı pancarın kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. Sebze olarak kullanılır. Şeker pancarının kökleri toparlak bir yumru şeklindedir. İçeriğinde sakaroz vardır. Faydaları: Karaciğerin düzenli çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Şeker hastalığı ve vereme karşı korur. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. Sinirleri yatıştırır.

NAR: Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Faydaları: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır. Mesela böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol yenilmesi; göz ağrısına karşı, mideyi kuvvetlendirmekte, boğaza, göğse, akciğerlere fayda vermekte, öksürüğe iyi gelmekteydi. Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalı olduğu kadar, diğer narlardan daha fazla idrar söktürmekte, ishali ve kusmayı kesmekte, karaciğer hararetini söndürmekte, azaları güçlendirmekte, kabızlığı gidermekte, safradan kaynaklanan hafakanlara, kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi gelmekteydi.

NANE: Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur. Faydaları: Yaprakları çay hâlinde yatıştırıcı, midevî, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilâçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nane esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mide ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır. 

SEMİZOTU: Her tip toprakta yetişir. Tohumlar Haziran ayında toprak sıcaklığı 20 – 25 ºC'ye ulaştığında çimlenir.   Temmuz ayından Eylül ayına kadar çiçek açar ve tohum verir. Faydaları: Mide ve barsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. Şeker hastalığında susuzluğu giderir. Uykusuzluk, sinir ve zihin yorgunluğunda faydalıdır.

ŞEFTALİ: Gülgiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen bir ağaç ve meyvesidir. A provitamini bakımından zengindir. Faydaları: Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir şeftali günlük C vitamin ihtiyacının %50 sini karşılar. Çiçekleri kabızlığı giderir ve barsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır. İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Basur memelerinden doğan şikâyetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

SARIMSAK: Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30–100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir. Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Faydaları: Sarımsağın bileşiminde şekerler, vitaminler (A,B,C), kükürtlü bir uçucu yağ ve içerisinde bol olarak alil sülfür bulunur. Çok eski çağlardan beri bilinmekte ve tedavide kullanılmaktadır.  Eskiden salgın hastalıklarla mücadelede çok kullanılmaktaydı. Antiseptik, iştah açıcı, tansiyon düşürücü, solucan düşürücü, idrar arttırıcı, kan temizleyici etkileri vardır. Antiseptik etkisi, içindeki âlilisinden ileri gelir. Bakteriler üzerinde üremeyi azaltıcı ve öldürücü etkisi vardır.  Eskiden harplerde antibiyotik ve antiseptik olarak çok kullanılmıştır. Ayrıca, kansere karşı üstün bir koruyucu, hemoroide faydalı, bronşit, astım, varis, siyatik ve romatizma ilacı olan sarımsağın faydaları ve kullanıldığı yerler çoktur.

SALATA: Kabakgillerden bir çeşit bitkidir. Yemiş gibi yenen veya salatası yapılan, gevrek, serinletici ve suluca yemişine de hıyar denir. Terkibinde A ve C vitamini vardır. Birçok çeşidi vardır. Faydaları: Salatalığın kendisi yada suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor.

ROKA: Turpgiller familyasından; sapı tüylü, 40 cm kadar boyunda bir bitkidir. Çiçekleri sapın ucundadır. Rengi beyaza çalar, üzeri mor damarlıdır. Çok kokuludur. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Faydaları: Safra salgısını arttırır. İştah açar. İdrar söktürücüdür. Artritte etkili rol oynar. Afrodizyak etkisi vardır. Çeşitli esanslar, P ve K vitaminleri çok faydalı mineralleri içeren rokanın, karaciğerin dostu, mideyi kuvvetlendirici, kansızlığı gideren, cinsel gücü çok arttıran bir yeşillik olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar yeşil salata şeklinde yenen rokanın, tadı ve asitleri ile mideyi çalıştırdığını, hazmı arttırdığını, iştahı açtığını böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü ve karında toplanan suyu boşalttığını bildiriyor.

PATLICAN: Patlıcangiller familyasından; kalın saplı, uzunca yapraklı, iri mor meyveli, bir yıllık otsu bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. İçeriğinde A vitamini, fosfor ve bazı esanslar vardır. Faydaları: Kansızlığı giderir. Pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanmaları ve ağrılarını keser. Cilt hastalıkları, şeker, mide, barsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar yememelidir A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahip olduğunu, bunlarla sinirleri teskin ettiğini ve kalp çarpıntısını giderdiğini vurguluyor. Patlıcanın pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirdiğini, bol idrar söktürdüğünü, vücuttaki fazla suyu dışarı boşalttığını ve kilo verdirdiğini kaydeden uzmanlar, şeker hastalarının, patlıcan salatasından çok fayda gördüğünü, kansızlığa iyi geldiğini, kanı arttırdığını ve kalbe sükünet verdiğini ifade ediliyor.

PIRASA: Zambakgiller familyasından; sebzelik bir bitkidir. Soğanı uzun ve göbeklidir. Yazın ürün almak için ilkbaharda veya güz aylarında; kış mevsiminde ürün almak için ise yaz aylarında ekilir. Yurdumuzda kamış pırasası ve kara pırasa denilen çeşidi çok yetiştirilir. Faydaları: İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Pırasanın bol vitaminleri, mineralleri ve çeşitli nitrikleri ile çok şifa verici özelliği bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları, damar sertliği için faydalı olduğunu belirtiyor. Bağırsaklara yumuşaklık verip pekliği giderdiğini, hemoroiti olanlara da ferahlık sağladığını bildiriyor. Uzmanlar böbrekleri çalıştırarak bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş üre asidive ürat tuzlarını dışarı attığını ifade ediyor.

PORTAKAL: Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2–10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Faydaları: Antioksidanlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolesterolü düşürür. Vücudun C vitamini, potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile ve anti kanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolesterolü düşürüyor. Özellikle C vitamini yönünden oldukça zengin olan portakal, soğuk algınlıklarında, nezle ve gribal enfeksiyonlarda çok faydalıdır.

SOĞAN: Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu, acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ, şekerler, fermentler ve amino asitler vardır. Faydaları: Soğanın içinde C vitamini bulunur ve besleyici ve iştah açıcı bir besindir.  İçinde bulunan kükürtlü bir madde soğana acılık verir, gözleri yakar ve yaşartır. Soğan, mikroplara karşı koyma gücünü arttırdığından, soğan yemesi sıhhati için iyidir. Soğan, birçok faydayı beraberinde getiren bir bitkidir. İdrar söktürür. İdrar tutukluğu ve damar sertliğinde faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Zihin yorgunluğunu giderir, İktidarsızlıkta faydalıdır. Afrodizyak (Cinsel gücü artırıcı) özelliği vardır. Öksürük söktürür, bronşları temizler. Akciğer hastalıkları, astım nöbeti, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.

TURP: Turpgiller familyasından; yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, sarı veya mor renkte ve salkım durumunda bir bitkidir. Meyvesi acımsı ve etlidir. Beyaz turp, kırmızı turp, kara turp, yaban turpu, bayır turpu gibi türleri vardır. Faydaları: İçeriğinde C vitamini, kükürt ve iyot vardır. Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır, iştah açıcıdır, kabızlığı giderir. Safra salgısını arttırır idrar söktürücüdür. Antiseptik olarak kullanılır mikrop üremesini önler ve uyarıcı etkisi vardır.

VİŞNE: Gülgiller familyasından; Nisan-Mayıs aylarında beyaz renkli çiçekler açan, 2-9 metre boyunda bir ağaç ve meyvesidir. Yaprakları parlak, tüysüz ve kısa saplıdır. Meyve; açık veya koyu kırmızı renkli ve ekşi lezzetlidir. Meyvesinde şeker, elma ve limon asidi, A ve C vitamini vardır. Ev ilaçlarında; gövde kabukları, meyvesi ve meyve sapları kullanılır. Faydaları: İshale karşı kullanılır. İdrar söktürücüdür Ateş düşürücü etkisi vardır. Vişne, mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir. Vücuda rahatlık verir.

ÜZÜM: Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir. Faydaları: Protein ve karbonhidrat kaynağıdır. A,B1,B2,B6, C vitaminleri ile fosfat, kalsiyum, demir, fosforik asit, organik asitler, formik asit minerallerini içerir. Günlük kalsiyumun 1/5’ini ve demirin ise 1/3’ünü karşılar. Mineraller halsizliği, kansızlığı, ishali ve zayıflığı tedavi eder. Ayrıca karaciğer zafiyetine, öksürüğe, bronşite de iyi gelir.  

January 09

2007 YILI NASIL GEÇTİ

  2007'nin en ilginç ve Matrak olayları !

                    AFP, 2007 yılına damgasını vuran ilginç olayları derledi...

2007 YILIN EN İLGİNÇ OLAYLARI

●Amerika’nın ünlü haber kanalı CNN, terör örgütü El-Kaide’nin lideri Usame Bin Ladin ile ilgili bir program için Amerika Başkanlığı’na aday adayı olan Barack Obama’dan özür dilemek zorunda kaldı. Çünkü program sırasında ekranda “Usame nerede?'' yazısı yerine “Obama nerede?'' yazısı görünmüştü.

●Avustralya’da bir kadın, parasını yatırdığı bankanın güvenliğini test etmek için kedisi adına kredi kartı başvurusu yaptı. Banka kediye kredi kartı gönderdi.

●Almanya’da 100 yaşındaki bir kadın huzurevine yerleşmişti. Fakat bir süre sonra huzurevinin diğer sakinlerinin sıkıcı ve ‘çokyaşlı’ olduğunu söyleyerek evine geri döndü.

●Küçük bir ülke olan Liechtenstein’da bir sabah İsviçreli askerlerle karşılaşan vatandaşlar ülkelerinin istila edildiğini zannetti. Askerlerin gece eğitimi sırasında yollarını kaybedip farkında olmadan sınırı geçtikleri ortaya çıktı.

●Hong Kong’da 9 yaşındaki matematik dehası March Boedihardjo üniversiteye kabul edildi. Küçük deha dersleri kolay ve sıkıcı bulduğunu söyledi.

●Bir İngiliz en yüksek dağ olan Everest’in zirvesinde dünyanın ilk cep telefonu görüşmesini yaptı. İlk sözleri ise “Hava çok soğuk'' oldu.

●Sevgilisine çiçek yollayan bir adam daha sonra çiçekçiyi dava etti. Gerekçesi ise çiçekçinin evine “Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz'' notu yollamasıydı. Bu not sayesinde eşi, adamın kendisini aldattığını öğrenmişti.

●Tanzanya’da bir adam, kabile üyelerine atalarının suyun altında gizlenmiş ruhlarını çıkartacağını söyleyerek nehire daldı. Adam bir daha su yüzüne çıkamadı.

●Belçika’da ülkenin neredeyse bölünmesine neden olan siyasi krizi protesto etmek isteyen bir kişi, ülkeyi internet açık artırma sitesi ebay’da satışa çıkardı.

●Filipinlerde bir bankanın alarmı gece saatlerinde çalınca ağır silahlı polisler bölgeye sevkedildi. Polisler önce bankanın etrafını çevirdi, sonra da içeriye baskın düzenledi. Tüm bu paniğe yol açanın çatıdaki küçük bir delikten içeriye giren kedi olduğu ortaya çıktı.

●Avustralya’da güçlükle nefes aldığı gerekçesiyle veterinere götürülen kedinin kanında yüksek miktarda kokain çıktı. Yapılan incelemede kedinin sahibinin evde bir parti verdiği ve hayvanın parti için hazırlanan kokaini yediği tespit edildi.

●Amerikalı Leona Helmsley öldüğünde 12 milyon dolarlık servetini köpeği Trouble’a bırakmıştı. Trouble, ölüm tehditlerinden kurtulmak için New York’tan Florida’ya taşındı.

●İsveç’te bir hayvanat bahçesinde görevlilerin anestezi uygulamaya çalıştığı zürafa, uyuşturucu ilacın etkisiyle personelin üzerine düştü. Bir görevli beyin sarsıntısı geçirirken zürafa ‘boynu kırılarak’ öldü.

●Bangladeş’te rüşvet soruşturması için eski bir bakanın evine baskın düzenleyen polisler gördükleri karşısında şoke oldu. Bakan, evde 4 geyik, 7 tavuskuşu, 2 devekuşu ve ender bulunan pek çok kuş besliyordu.

●İngiltere’de doğal yaşam parkında kalan bir papağan, Paskalya yumurtasını gerçek sanarak 2 hafta boyunca kuluçkaya yattı.

●Yunanistan’da bir çoban, sürüsüne otomobilini takip etmeyi öğretti. Böylece sürüyü gezdirirken yürümek zorunda kalmayacaktı.

●Amerika’da bir avcı vurduğu kuşu köpeğinin getirmesini beklerken tüfeğini yere koydu. Geri dönen köpek, yerdeki tüfeğin tetiğine basınca avcı bacağından vuruldu.

 

2007'nin EN MATRAK OLAYLARI


●Peru'da sarhoş yayaların, sarhoş sürücülerden iki kat daha fazla ölümlü kazaya yol açtığı ortaya çıktı. Yapılan araştırmada ayrıca, başkent Lima'daki taksi şoförlerinin çoğunun ehliyetinin sahte olduğu saptandı.

●Suudi Arabistan'da bir adam, bir erkek tarafından sunulan televizyon programını yalnız başına seyrettiği gerekçesiyle karısını boşadı. Sebep, program sunucusunun erkek olmasının yanı sıra aileden olmamasıydı.

●Çin'de karısı ve annesine tahammül edemeyen adam, karakola sığınmak istedi, talebi reddedilince de hapse girmek için bisiklet çaldı.

●İngiltere’nin başkenti Londra'nın merkezindeki bir lokantada yemek yiyenler, pantolonunu indiren adam yüzünden şaşkına döndü. Mutfaktan bir bıçak kapan adam, herkesin ortasında cinsel organını kesti.

●Mısır’da bir kadın, sudan sabundan hoşlanmayan kocasının pis kokmasını gerekçe göstererek boşanan ilk kadın oldu. Mahkeme, karısının ısrarına rağmen yıkanmayan adamı haksız buldu ve boşanmaya onay verdi.

●İngiltere’nin başkenti Londra'daki bir Tayland lokantasından sokaklara duman yayılmasını kimyasal terör saldırısı sanan polis sokağı ablukaya aldı, mağazalar kapatıldı, evler boşaltıldı. Sonradan, dumanın mutfaktaki acılı yemeklerden geldiği anlaşıldı.

●İtalya'nın Palermo kentinde belediye başkanının 110 ehliyetsiz otobüs şoförüne işverdiği ortaya çıktı. Belediye başkanı, ehliyetsiz sürücülere karşı şimdilik bir şey yapılamayacağını söyledi.

 

 

 

2007 YILINDA YAŞANAN OLAYLAR

Ocak–2007
  
1 Ocak -Romanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'ne katıldı.

   1 Ocak -ISBN numaralandırma sistemi 13 rakamlı koda dönüştürüldü.

   1 Ocak -Hong Kong'da kamuya açık yerlerde sigara içme yasağı yürürlüğe girdi.

   1 Ocak -İrlandaca, Avrupa Birliği resmî çalışma dilleri arasına dahil oldu.
   1 Ocak -Ban Ki-moon Birleşmiş Milletler Genel Sekreterlik görevini Kofi Annan'dan 
devraldı.
   1 Ocak -Slovenya'da resmî para birimi olan Tolar yerine Avro Kullanılmaya 
başlandı.
   1 Ocak -Angola OPEC üyesi oldu.
   1 Ocak -Tübitak, Türkiye’nin ilk okulöncesi çocuklar için bilim dergisi olan meraklı 
Minik'in ilk sayısını çıkardı.
   2 Ocak -Endonezya'da Adam Havayollarına ait bir uçak 102 yolcusuyla kayboldu.
   3 Ocak -Kütahya'da öğrenci otobüsü takla attı, 21 kişi yaralandı.
   3 Ocak -Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Lübnan gezisi düzenledi.
   5 Ocak -Kültür Sanat Büyük Ödülü şair, yazar ve düşünür Sezai Karakoç'un oldu.
   9 Ocak -Merkez üssü Özbekistan'ın başkenti Taşkent'in 200 kilometre 
Güneydoğusu olan 8 şiddetinde deprem

                  meydana geldi.
  9 Ocak - Bağdat'ta yolcu uçağı düştü. 32 kişi öldü, 1 kişi yaralandı ve 2 kişi kayboldu.
19 Ocak - Gazeteci Hrant Dink öldürüldü.
20 Ocak - Hrant Dink Suikasti'nin katil zanlısı Ogün Samast Samsun'da yakalandı.
22 Ocak - Bağdat'ta bir market bombalandı 88 kişi öldü.
23 Ocak - Bolu Dağı Tüneli'nin İstanbul-Ankara istikameti, Başbakan Recep Tayyip 
Erdoğan ile İtalya Başbakanı

                  Romano Prodi tarafından açıldı.
23 Ocak - Gazeteci Hrant Dink defnedildi.
24 Ocak - TRT Eski Genel Müdürü ve Dışişleri Eski Bakanı İsmail Cem hayata 
gözlerini yumdu.
28 Ocak - Asya Kış Oyunları.
30 Ocak-  Microsoft, Windows Vista ve Office 2007'yi piyasaya sürdü.

Şubat–2007
  
3 Şubat- Hukuk Profesörü İsmet Giritli vefat etti.
   4 Şubat- Irak'ta yılın ilk büyük bombalı intihar saldırısında 135 kişi öldü,305 kişi 
yaralandı.
11 Şubat- 49. Grammy Ödülleri için Los Angeles'da tören düzenlendi.

Mart–2007
23 Mart  İran donanması, Basra Körfezi'nde denetleme görevi yapan 15 İngiliz deniz 
piyadesini karasularını

                  ihlal ettiği gerekçesiyle esir aldı.
24 Mart -  Türkiye ve Yunanistan milli futbol takımları arasında oynanan karşılaşma 
4–1 Türkiye'nin üstünlüğü ile

                  sonuçlandı.
25 Mart  Avrupa Birliği'nin kuruluşunun 50. yılı Almanya'nın başkenti Berlin'de 
düzenlenen resmi törenle kutlandı.
28 Mart  Türkiye ve Norveç milli futbol takımları arasında oynanan karşılaşma 2–2 
berabere sonuçlandı.

 

Nisan–2007
   2 Nisan-Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen 8,1’lik deprem sonucu oluşan 
tsunami dalgaları Solomon

                   Adaları'nı vurdu. 28 kişi öldü.
   5 Nisan-İran, 23 Mart'ta esir aldığı 15 İngiliz denizciyi serbest bıraktı.
   7 Nisan-Tartışmalara neden olan Karadeniz Sahil Yolu hizmete girdi.
10 Nisan -Pegasus Havayolları'nın Diyarbakır - İstanbul seferini yapan yolcu uçağı 
Mehmet Gökşingöl adlı hava

                   korsanı tarafından kaçırıldı. Kaçırılan uçak, pilotlar tarafından Ankara Esenboğa Uluslararası

                   Havalimanı'na indirildi. Korsan inişten 40 dakika sonra güvenlik güçlerine teslim oldu.
11 Nisan-Cezayir'de 33 kişinin ölümü ve 200'den fazla kişinin de yaralanmasıyla s
onuçlanan bombalı saldırıları

                  El Kaide örgütü üstlendi.
14 Nisan-Aksaray ilinin Eskil ilçesi yakınlarında okul gezisine giden bir yolcu 
Otobüsünün bir kamyonla

                  çarpışması sonucu çoğu ilköğretim öğrencisi ve Velileri olmak üzere 33 kişi yaşamını yitirdi.
14 Nisan-14 Nisan Cumhuriyet mitingi Ankara'nın Tandoğan Meydanında yapıldı.
14 Nisan-Eski dünya satranç şampiyonu Garri Kasparov, Moskova'da yasadışı 
düzenlenen Putin karşıtı

                  gösteriye katıldığı gerekçesiyle gözaltına alındı.
16 Nisan-ABD tarihinin en büyük kampüs katliamı Virginia Tech Üniversitesi'nde 
düzenlendi. Olayı Güney Koreli

                  saldırgan Cho Seung-Hui gerçekleştirdi.
18 Nisan-Malatya'da Hıristiyanlık konulu kitaplar basan Zirve Yayınevi'nde çalışan 
3 kişi, boğazları kesilerek

                  öldürüldü.
18 Nisan- Irak'ın başkenti Bağdat'ta Şii semtlerini hedef alan saldırılarda 191 kişi 
öldü, 250 kişi yaralandı.
23 Nisan- Irak'ta düzenlenen çeşitli saldırılarda, aralarında 23 Yezidinin de bulunduğu 
50 kişi öldü, 95 kişi

                  yaralandı.
23 Nisan- Pakistan İçişleri Bakanı Aftab Khan Sherpao'nun ülkenin Afganistan 
sınırına yakın bir bölgede yaptığı

                  konuşma esnasında gerçekleşen intihar saldırısında 22 kişi yaşamını yitirdi.
24 Nisan-Abdullah Gül'ün Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Başbakan 
Recep Tayyip Erdoğan

                  tarafından partisince Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanlığı için aday gösterileceği açıklandı.
26 Nisan-Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'e saldırı 
girişiminde bulunuldu. Zanlı Nurullah

                  İlgün olaydan yaklaşık 6 saat sonra yakalandı.
26 Nisan-İstanbul Bahçelievler'de 8 katlı bir bina çöktü.
27 Nisan-Cumhurbaşkanlığı için yapılan ilk turda, Abdullah Gül'e 357 oy çıktı.
27 Nisan-Türk Silahlı Kuvvetleri bir basın bildirisi yayınladı. Kamuoyunda elektronik 
muhtıra diye anılan bu

                  bildiride, TSK 'nın Atatürk İlkeleri'nin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yılmaz savunucusu olduğu ve o ilkeleri

                  korumaktaki kararlılığı bir kez daha vurgulandı.
28 Nisan-Irak'ın Kerbela kentinde patlatılan bomba yüklü bir araç 55 kişinin ölümüne,
70 kişinin de

                  yaralanmasına sebep oldu.

Mayıs–2007
   1 Mayıs- Anayasa Mahkemesi, CHP'nin yaptığı başvuru sonucunda, 
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunu,

                   Anayasaya aykırı bularak iptal etti.
   5 Mayıs- Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi,"Demokrat Parti" adı altında birleşme 
kararı aldılar.
   5 Mayıs- Kenya Havayollarına ait, 25 ülkeden 105 yolcuyla 9 kişilik mürettebat 
taşıyan Boeing 737–800 tipi

                   uçak,Kamerun'un güneyindeki Niete bölgesi yakınlarında düştü. Kazadan kurtulan olmadığı kesinleşti.
   6 Mayıs-TBMM'de yapılan Cumhurbaşkanı oylamasında 367 bulunamadı ve aday 
Abdullah Gül, adaylıktan

                   çekileceğini açıkladı.
   7 Mayıs- Fransa cumhurbaşkanlık seçimlerinde merkez sağın adayı Nicolas 
Sarkozy oyların yüzde 53'ünü

                   alarak Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı oldu.
12 Mayıs- Finlandiya'nın Başkenti Helsinki'de düzenlenen 52. Eurovision Şarkı Yarışması'nda birinciliği 269

                   puanla Sırbistan kazandı.Shake İt Up Shekerim adlı şarkıyla Türkiye'yi temsil eden Kenan Doğulu

                   4. oldu
13 Mayıs- Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük mitingi İzmir'in Gündoğdu Meydanı'nda yapıldı.
13 Mayıs- Kuzey Irak'ta Kürdistan Demokratik Partisi'nin genel merkezine yönelik intihar saldırısında 30 kişi öldü.
13 Mayıs- Fenerbahçe, 100. yılında 17. Süper Lig şampiyonluğuna ulaştı.
16 Mayıs- Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresi tamamlandı 
ama kimse

                   seçilemediğinden dolayı göreve devam edecek.Cumhurbaşkanı seçilemediğinden dolayı halkın yeni

                   Cumhurbaşkanını  seçmesi fikri ortaya atılmıştır
21 Mayıs- Lübnan'ın kuzeyinde radikal dinci Fetih El İslam örgütü ile ordu arasındaki 
çatışmalarda 13'ü asker 

                   olmak üzere toplam 48 kişi yaşamını yitirdi.
22 Mayıs- Ankara, Ulus'ta patlama sonucu 5 kişi öldü 60 kişi yaralandı.


Haziran-2007
 
  8 Haziran -Umman ve İran'ın güneyini vuran Gonu kasırgası toplam 52 kişinin 
hayatını kaybetmesine ve büyük 

                       çaplı maddi hasara neden oldu. 
  8 Haziran - Atlantis uzay mekiği STS–117 tarafından başarılı bir şekilde fırlatıldı.
15 Haziran -Filistin Ulusal Yönetimi'ne bağlı Gazze, Hamas ile El Fetih militanları 
arasındaki çarpışmalardan

                       sonra tümüyle Hamas'ın kontrolüne geçti.


Temmuz-2007 
  1 Temmuz - Kanada kuruluşunun 140. yılını kutladı. 
  4 Temmuz - Şarkıcı ve oyuncu Barış Akarsu vefat etti. 
17 Temmuz- Brezilya'nın Sao Paulo şehrinde bir yolcu uçağı piste inişi sırasında duramayarak yakıt

                         istasyonuna çarptı. Latin Amerika tarihindeki en ölümlü uçak kazasında toplam 205 kişi hayatını

                         kaybetti. 
22 Temmuz -2007 Türkiye Cumhuriyeti Genel Seçimleri sonucunda AKP Türkiye genelinde aldığı %47 oy

                         alarak tekrar birinci seçildi. Bu sonuçla AKP mecliste 341 milletvekili bulundururken CHP 112 ve

                         MHP 71 milletvekili bulunduracak.

AĞUSTOS–2007
   1 Ağustos -İngiltere, 38 yıl sonra Kuzey İrlanda’dan askerlerini çekti. İngiltere 
sembolik olarak Kuzey İrlanda'da

                         5000 Asker bulunduracak.
   4 Ağustos -Slovenya'da halka açık yerlerde sigara içilmesi yasaklandı.
10 Ağustos - Harry Potter serisinin beklenen filmi Harry Potter ve Zümrüdüanka 
Yoldaşlığı filmi Türkiye'de

                         gösterime girdi ve ilk günde 80.000 kişi izledi.
14 Ağustos - Irak'ta, Musul'un batısındaki Kataniye kasabasında, ABD işgalinden beri 
düzenlenen en kanlı

                         intihar saldırısında 400 kişi yaşamını kaybetti.
18 Ağustos- Atlas Jet uçağı kaçırıldı. Hiçbir can ve mal kaybının olmadığı kaçırma eylemi Amerika' yı protesto

                        etmek amacıyla yapıldığı belirlendi. Uçak Antalya Havalimanı' na indirildi. Bakınız:18 Ağustos

                        2007 Uçak Kaçırma Eylemi 24 Ağustos -  2007 Dünya Atletizm Şampiyonası Japonya'nın Osaka

                        kentinde başladı.
26 Ağustos -Üçüncü kez yapılan Türkiye Grand Prix’ni Felipe Massa kazandı.
27 Ağustos -Yunanistan’daki orman yangınları ülkenin 3'te birinin bulunduğu mora yarımadasının 3'te 2'sini vurdu.

                        62 kişinin hayatını kaybetmesi ve yangının kontrol altına alınamaması sonucu olağanüstü hal ilan

                        edildi. Bunun bir sabotaj olduğu ileri sürüldü.
28 Ağustos- Abdullah Gül, 339 oyla TBMM tarafından Türkiye' nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi.
30 Ağustos- 30 Ağustos Zaferinin 85. yıl dönümü kutlandı.
31 Ağustos- Malezya İngiliz hakimiyetinden kurtuluşunun 50. yılı kutlandı.


EYLÜL–2007

  1 Eylül - Eurovision Dans Yarışması Birleşik Krallığın başkenti Londra'da yapıldı.
  1 Eylül - Akdeniz de 5,3 büyüklüğünde deprem oldu.
14 Eylül - Enerji Gazetecileri Derneği Neslihan Gökdemir tarafından İstanbul'da 
kuruldu.
16 Eylül - Yunanistan'da milletvekili seçimleri yapıldı.

 

EKİM–2007
16 Ekim - Tüm Türkiye'de Türk Telekom işçileri greve başladı.
20 Ekim - Kaliforniya’da şiddetli yangınlar
21 Ekim - 2007 Formula 1 sezonu, Brezilya Grand Prix'i ile bitti.
21 Ekim - Türkiye'de Cumhurbaşkanını halkın seçmesi konusunda referandum 
yapıldı.
21 Ekim - Dağlıca Saldırısı
29 Ekim - Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşunun 84. yılını kutladı.
30 Ekim - NBA'in 2007–08 sezonu son şampiyon San Antonio Spurs ile Portland Trail 
Blazers arasında yapılan

                  maçla başlamış oldu.

 

KASIM–2007
10 Kasım -Atatürk'ün ölümünün 69. yıldönümü.
16 Kasım -Defalarca Trance türünde dünyanın en iyi Dj'i ödülünü kazanmış "Tiesto" İstanbul Yeşilköy CNR Expo

                    Center'da yaklaşık 15.000 kişiye konser verdi.
18 Kasım -Zasyadko maden felaketi
21 Kasım -Türkiye Bosna-Hersek'i 1–0 yenerek Euro 08'e gitmeye hak kazandı.

24 Kasım -Avustralya parlamento seçimleri yapıldı.
24 Kasım -Öğretmenler Günü
30 Kasım -İstanbul-Isparta seferinii yapan Atlas Jet uçağı Isparta Keçiborlu'da 
düştü.50 yolcu 7 mürettebattan

                    kurtulan olmadı
25 Kasım -2010 FIFA Dünya Kupası Avrupa kıtası eleme grupları belirlendi. Türkiye 
İspanya, Belçika,

                    Ermenistan, Bosna-Hersek ve Estonya ile eşleşti.


ARALIK–2007

  2 Aralık -  Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekimi yapıldı. Türkiye A grubunda İsviçre, Portekiz ve Çek

                    Cumhuriyeti ile eşleşti.
  5 Aralık -  Ünlü heykeltıraşçı Tankut Öktem'in vefatı.
  8 Aralık -  Küresel Isınmaya Hayır Mitingi
13 Aralık  Galatasaray'ın yeni stadı olan Aslantepe Ali Sami Yen Spor     Kompleksi'nin temeli atıldı.
19 Aralık -  Güney Kore'de başkanlık seçimi yapıldı.
20 Aralık -  Oyuncu Savaş Dinçel'in ölümü.
21 Aralık  İkinci kez bir Anadolu takımı (Sivas Spor) ilk yarıyı lider bitirdi.
26 Aralık Ankara'da 5,5 büyüklüğünde deprem oldu.
27 Aralık -  Benazir Butto düzenlediği mitingin ardından suikast sonucu öldürüldü

January 07

TÜRKİYENİN LEZZET HARİTASI

Türkiye'nin Lezzet Haritası Çıkarıldı

 

Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye’nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan lezzet haritasına göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla dikkat çekiyor.

 

Amasya ve Afyon’un “sakala çarpan çorbası", Aydın’ın “kulak çorbası", Bolu’nun “kedi batmaz"ı, Denizli ve Çanakkale’nin “kaçamak"ı, Rize’nin “enişte lokumu", Şanlıurfa’nın “şıllık tatlısı", Kocaeli’nin “otur fatma tatlısı", Kütahya’nın “tosunum"u, Tokat’ın “bacaklı çorbası", Amasya’nın “kesme ibik çorbası" ve “eli böğründe"si, Balıkesir’in “mafiş tatlısı", Artvin’in “püşürük çorbası", Bartın’ın “pumpum çorbası", Malatya’nın “kurşun geçmez köftesi", Kırklareli’nin “sulu kaçamak" ve “kuru kaçamak"ı, Isparta’nın “kuyruğu sulu"su ve “derdimi alan"ı, ilginç isimli yiyecekler arasında yer alıyor.

 

EN ZENGİN MUTFAK GAZİANTEP


Çeşit açısından Türkiye’nin en zengin mutfağına sahip ili Gaziantep olarak belirlendi. Gaziantep mutfağı tam 291 çeşit yemek, tatlı ve içecekten oluşuyor. Malhıtalı (mercimekli) köfte, yoğurtlu ufak köfte, yağlı köfte, iç katması (kısır), tene katması, haveydi köftesi, omaç, sini köftesi, süzek yapması, cağırtlak kebabı, ayva kebabı, elma kebabı, lebeniye, öz çorbası, maş çorbası, şirinli çorba, beyran, topaç, Köse Sefer kabağı dolması, loğlazlı aş, çiğdem aşı, ekşili daraklık tavası, beyran, şiveydiz, acur oturtması, kakırdak böreği, loğlaz piyazı, yarpuz piyazı, at elması turşusu, çelem turşusu Gaziantep’in ünlü yemeklerinden bazıları olarak sıralanıyor.

 

İkinci sırada Elazığ geliyor. Elazığ mutfağı tam 154 çeşit yemek, tatlı ve içecekten oluşuyor. Fasulye çorbası, lobik çorbası, anamaşı, kelecoş, taraklık, kındık köfte, küncülü köfte, muhaşerli köfte, işkene, sapan dolması, kibe dolması, çaypalası, pirpirim boranı, tavşan üfelemesi, kırmanlı pilav, simit pilav, nohut ekmeği, fodula, zarafat, patila, heside, dolanger, hürriyet kadayıfı, orcik, pilit ve gah, Elazığ’ın ünlü yemekleri arasında yer alıyor.

 

93 çeşit yiyecekle Ankara da zengin bir mutfağa sahip iller arasında. Başkent’in ünü il sınırları dışına taşan Ankara Tavası’nın dışında alabörtme, calla, bici, ilişkik, sızgıç, siyel, pıtpıt pilavı, tohma, altüst böreği, entekke böreği, hamman, papaç, yalkı, carcıran, köremez, tamtak tiridi, öllüğün körü, bırtlak, bezdirme, gizleme, kartalaç ve saçkıran gibi ilginç yöresel yemekleri de bulunuyor.

 

Bölgeler arasında İç Anadolu, 455 çeşit yiyecek ve içecek çeşidiyle ilk sırada yer alıyor. Bu bölgeyi 425 çeşit ile Doğu Anadolu, 398 çeşit ile Güneydoğu Anadolu ve 397 çeşit ile Karadeniz Bölgesi izliyor. Akdeniz ve Marmara Bölgesi 184 çeşit, Ege Bölgesi 162 çeşit yiyecek ve içeceğe sahip

 

Türkiye’nin lezzet haritasında, pek çok ilin sahip çıktığı çok sayıda yiyecek de bulunuyor. Paylaşılamayan yiyeceklerin başında çiğ köfte ve künefe geliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü olup bütün Türkiye’nin tanıdığı bir yiyecek olan ‘çiğ köfte’ye, Urfa, Adıyaman, Batman, Mardin ve Osmaniye, ‘künefe’ye ise Hatay ve Elazığ sahip çıkıyor. ‘Mantı’ da pek çok ilin mutfağında yer almakla birlikte en ünlüsü Kayseri mantısı olarak görülüyor.

 

Aşurelik buğday, nohut ve lola kemiğinin su ve tuz ilave edildikten sonra çömlekte ve odun ateşiyle ısıtılmış fırında pişirilmesiyle yapılan ‘keşkek’ ya da “helise" de çok sayıda ilimizin mutfağında yer alıyor. Afyon, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Elazığ, Mardin, Muğla, Ordu, Samsun ve Tunceli, keşkek’in özel yemek sayıldığı iller arasında bulunuyor.

 

Lor peyniri, irmik, un, şeker ve margarinle yapılan bir tatlı olan “höşmerim" ise Aksaray, Amasya, Ankara, Balıkesir, Bolu, Manisa ve Uşak’ın ortak lezzeti. Daha çok İç Anadolu’da bilinen ‘madımak’ da Amasya, Çorum ve Yozgat’ın yöresel mutfağı içinde önemli bir yere sahip bulunuyor. ATO Başkanı Sinan Aygün, “Bölgesel kalkınma için yerel ekonomik fırsatlar iyi değerlendirilmeli. Lezzet ve tatlarda ekonomik bir fırsat. Maraş dondurmasının, kırmızı biberin ihracatı her il’e, ürüne örnek olmalı" dedi. Yoğurt, pastırma, bulgur ve tarhana gibi yiyeceklerin Türk buluşu olduğunu hatırlatan Aygün, “Türkiye, sağlıksız, damak tadımızla bağdaşmayan fast food kültürüne esir olmamalı" yorumunu yaptı.

 

Ankara Patent Bürosu Genel Müdürü Kaan Dericioğlu da, coğrafi işaret (menşei adı veya mahrec işareti) tescili için bir zorunluluk olmadığını söyledi. Dericioğlu, “Yapılan işlem yalnız bu adla başkalarının haksız yere ürün işaretlemelerini önlemek amaçlıdır. Belirtilen yörede üretim yapmayanlar bu işareti kullanamaz. Örneğin Türkiye’de üretildiği zaman Türk Kahvesi, Türk Baklavası, Türk Lokumu birer coğrafi işaret ya da menşe adı olarak işaretlenebilir ve pazarlanabilir. Bu işaretleyiş biçimi, Yunan Baklavası, Yunan Kahvesi, Güney Kıbrıs Lokumu olarak başka ülkelerdeki uygulamalara engel olamaz. Rumların ya da Yunanlılar, Türk Lokumu, Türk baklavası, Türk Çiğ Köftesi demediği sürece sorun yoktur. Bu ürünleri dünyada kimse tanımaz ve herkes Türk ürünü olarak bilir" dedi. (Milliyet)

June 22

ÇAY'ın YARARLARI ve İYİ ÇAY NASIL DEMLENİR

     Çayın Yararları

  • Çayın kolesterol seviyesini düşürdüğü uzmanlarca kanıtlanmıştır.
  • Çinko içeriği ile tadım hücrelerindeki tat alma bozukluklarını önlediği sabittir.
  • Susuzluğu giderir, karaciğeri temizler ve yeniler.
  • İçerdiği florid nedeniyle diş çürüklerini önleyici etkiye sahiptir. 
  • Doku sertleşmesini ve damar sertliğini tedavi eder. 
  • İçerdiği flavonollar ile tansiyonu düşürür ve kan damarlarının bağışıklığını arttırır. 
  • Sapon içeriğiyle vücuttaki zararlı maddeleri yok eder,   iltihaplanmayı önler. 
  • İçerdiği bileşik şekerlerle kan şekerinin yükselmesini önlediğinden diyabet hastalarına önerilmektedir. 
  • İçeriğindeki C ve E vitamini ile karoten maddesi sayesinde kan kanserine karşı bağışıklığı artırır, kısırlığı önler. 
  • Kuru çay yaprağının içerdiği polifenoller sayesinde kan basıncındaki artışları geciktirir, gıda alerjisini önler. 
  • İçerdiği mineral maddeler ile vücuttaki mineral dengesini kurulmasında sudan daha etkili bir rol oynar. 
  • %2–4 oranında kafein içeriğiyle metabolizmayı ve merkezi sinir sistemini uyarır, ruhsal rahatlık verir, dinlendirici ve konsantrasyon artırıcı etki yapar, kalbi güçlendirir, astımı önler.
  •  Böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlar. Çaydaki teobromin ve teofilin   maddeleri idrar sökücü özelliği ile böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar.
  • Çay banyoları, sıcak çay kompres ve pansumanları göz ve ciltteki bazı rahatsızlıkları giderir, kaşıntı ve egzama ile uzun dönemde sedef hastalığının tedavisinde rol oynar.

İYİ BİR ÇAY DEMLEMEK İÇİN


  • Çay, nem ve harici kokulardan etkilenmeyecek şekilde kapalı ambalajda muhafaza edilmeli.
  • Çay iyi su ile yapılır.
    • Kireçli, madenli, klorlu su ile çay olmaz
    • Çayın suyu mutlaka yumuşak huylu, kireç sertliğinden uzak, tatlı bir su olmalı.
  • Porselen demlik tercih edilmeli.
    • Madenî, hele alüminyum demlikte iyi çay olmaz.
    • Demlik önceden ısıtılmalı.
    • Temiz demlik içine beher bardak için bir çay kaşığı dolusu çay konularak ılık su ile yıkanmalı.
    • Su tam kaynama noktasında iken hemen alınıp demliğe aktarılmamalıdır.
    • Demliğe aktarılırken, kaynamanın durması, 100 C'den birkaç derece aşağı sıcaklıkta olmasına dikkat edilmelidir.
    • Çaydanlıkta kaynar suyun ateşi kısılarak demlik çaydanlığın üzerine oturtulmalı ve dem kaynatılmamalıdır.
    • Demleme esnasında demliğin üzerine temiz bir bez konulmalıdır.
    • Demliğin ağzı alüminyum folyo ile huni şeklinde kapatılmalıdır.
    • Demleme esnasında demlik katti surette sallanmamalıdır.
    • Çayın demlenme süresi yabancı çaylarda 5-7 dakika Türk çaylarında 10-15 dakika olmalıdır.
    • Demleme müddeti çayın cinsine ve içenin zevkine göre değişir, aromanın tam elde edilmesi için bu süre Türk çaylarında 20-25 dakikaya kadar çıkartılır, yabancı çaylarda ise 10-15 dakikayı aşmamalıdır.
    • Demlenmeden sonra, dem ile posa birbirinden ayrılmalıdır. Dem porselen bir kaba aktarılmalıdır. 
    • Demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir.

Evde Buzlu Çay Yapımı 

  • Kalan demi uygun bir cam kaba boşaltınız,
  • Özellikle buzlu çay yapmak için çay demlerseniz veya kalan demi buzlu çay yapmak için kullanmayı düşünüyorsanız demi bir an önce posadan ayırırsanız daha güzel bir aroma elde edeceksiniz.
  • İçine ağız tadınıza göre şeker koyup karıştırarak eritiniz,
  • Karışıma buz kalıplarını atınız,
  • Limon suyu ilave ediniz, karıştırınız
  • Dem açılıncaya kadar normal su ilave ediniz
  • Karışımı mikserle köpüklenene kadar çırpınız,
  • İçmek için soğutmak üzere buzdolabına bırakınız.

                                                                     Afiyet Olsun

March 04

SAĞLIK

      BÖBREK TAŞLARI ve TEDAVİ

Üriner sistem: böbrekler, ureterler, mesane ve uretradan oluşmuştur.
Böbrekler fasulye şeklinde organlar olup, kaburgaların hemen altında ve belkemiğinin her iki yanında yer alır. Bu organların asıl görevi vücuttaki fazla suyu ve artık maddeleri idrar şeklinde dışarı atmaktır. Bu işlevi sonunda kandaki bazı dengeleri sabit şekilde tutmayı sağlarlar.
            Böbrekle mesane arasında yer alan ve idrarı mesaneye taşıyan tüp şeklindeki organlara da Ureter denir. Yaklaşık 22–25 cm uzunluğundadır. Mesane ise karnın alt kısmında yer alır ve idrarın depolanmasına yarar. Tıpkı bir balon gibi elastikliği sayesinde genişleyerek bu işlevini yerine getirir. Burada depolanan idrar Uretra yolu ile vücut dışına atılır. Esas olarak böbrek taşı, idrar içinde çöken kristallerin böbrek iç yüzeyine tutunmasından ve birikmesinden oluşur. Normalde idrar içinde bu kristalleşmeyi ve çökmeyi engelleyen ve İnhibitör denilen maddeler vardır. Bu inhibitörler her insanda yeterli miktarda olmayabilir ve bu da taş oluşumuna yol açar. Diğer bir neden ise idrarın asidik veya bazik oluşudur. Eğer oluşan bu kristaller ve kumlar yeteri kadar küçükse idrar yollarına takılmadan ve de herhangi bir probleme yol açmadan düşerler. Böbrek taşları kimyasal yapıları bakımından birçok maddenin kombinasyonundan oluşmuştur. Ençok görülen taş tipi kalsiyum içeren ve fosfat veya oksalat kombinasyonlu taşlardır. Bu maddeler bir insanın normal günlük gıdalarında mutlaka bulunurlar.

            Ayrıca kemik ve kas yapılarının önemli birer yapıtaşıdırlar. Ürolithiasis tibbi bir terim olup üriner sistemin herhangi bir yerinde taş olduğunu ifade etmek için kullanılır. Diğer terimler olan idrar yolları taşı ve nefrolithiasis aynı amaç için kullanılır. Doktorlar bu terimleri genellikle taşın yerini tanımlamak için kullanırlar.
Böbrek taşları ile safra kesesi taşlarının bir bağlantısı ve ilgisi yoktur. Bunlar vücudun farklı sistemlerinde oluşmuş taşlardır.

            Net olarak bilinmeyen bazı sebeplerden dolayı Amerika Birleşik Devletlerinde ve diğer gelişmiş ülkelerde son 20 yıldır taş hastaları sayısında artış vardır. Beyaz ırkta taş sıklığı siyah ırka oranla daha fazladır. Erkeklerde taş sıklığının fazla olmasına rağmen son 10 yıldır kadınlarda da taş oluşma hızında artış vardır ve taş oluşma oranları değişmektedir. Böbrek taşları sıklıkla 20 ile 40 yaş arsında gelişir. Bir kimsede bir kere taş gelişirse, bu şahısta bundan sonra yeni taş oluşma oranı, diğer kimselere göre daha fazladır. Doktorlar oluşan taşların sebebini bazen tam olarak bilemezler. Bazı gıdaların taş oluşumundan sorumlu olduğu düşünülse de bu spesifik maddelerin taş oluşumunda kesin etkili olduğu şüphelidir.
            Ailesinde taş olan birisinin kendisinde de taş oluşması olasılığı genetik faktörlere bağlı fazladır. İdrar yolları infeksiyonları,kistik böbrek hastalığı gibi bazı böbrek hastalıkları,paratiroid bezinin fazla çalışması (Hiperparatiroidizm) gibi durumlarda böbrek taşı oluşması kolaylaşır.
Genellikle böbrek taşının ilk belirtisi şiddetli ağrıdır. Ağrı taş idrar yolunu tahriş edince veya çoğunlukla tıkayınca gelişir ve aniden başlar. Hastalar tipik olarak taşın olduğu tarafta sırtta veya karnın alt kısmında keskin, kramp tarzında gelip giden ağrılar duyarlar. Bazen bu yakınmalara bulantı ve kusma eşlik eder. Daha sonra ağrı kasık bölgesine doğru yayılır.
            Eğer taş düşemeyecek kadar büyükse idrar yolunun herhangi bir kesiminde takılır ve yerine göre farklı yakınmalara sebep olurlar. Mesaneye çok yaklaşmış taşlarda hastalar sık idrara çıkma, idrarda yanma hissi duyarlar. Bu daha çok irritasyona bağlı olduğu için bekledikleri kadar idrar yapamazlar. İdrar yaparken çok fazla ağrı ve yanma hissederler. Yine taşların idrar yollarını irrite etmesi sonucu idrarda kanama görülür. Ancak bu hiçbir zaman önemli bir kanama olamaz.

Bu belirtilerle birlikte ateş de varsa, bu da infeksiyon belirtisidir. Bu durumda acilen doktorla irtibat kurmak gerekir.

            Yukarıdaki yakınmalar ile başvuran hastanın röntgen ve/veya ultrasonografik incelemeleri sonucu böbrek taşı saptanır. Bu tanı metodları ile taşın yeri ve büyüklüğü saptanır. Kan ve idrar testleri de hem taşın yapısı hem de gelişmiş olan böbrek fonksiyon bozukluklarının tesbitine yarar.

            IVP (intravenöz pyelografi) denilen tetkikle de böbrek fonksiyonları belirlenir ve tedavi planı yapılır. Yaşamı boyunca bir kereden fazla taşı oluşan hastaları diğerlerinden ayrı tutmak ve ayrı değerlendirmek gerekir. Taş oluşumunu engelleme çok önemlidir. Oluşumu engellemek için önce sebepler belirlenmelidir. Ürolog bazı kan ve idrar testlerinden oluşan bir dizi labaratuvar tetkiki ister. Hastaların tıbbi özgeçmişleri, beslenme alışkanlıkları saptanır. Eğer taş ele geçmişse saklanır ve kimyasal analizi yapılır.

            Taş tedavi edildikten sonra hastanın 24 saat idrar toplaması istenir.

Bu idrarın miktarı, içerdiği kalsiyum, sodyum, ürikasit, oksalat, sitrat ve kreatinin miktarı, asitlik derecesi ölçülür. Magnezyum sistin taşından şüphe duyuyorsa idrar örneğinden özel bir yöntemle varlığı araştırılmalıdır. İdrarda kalsiyum atılımının fazlalığı aynı zamanda açlık ve yükleme testleriyle hasta hastaneye yatırıldıktan sonra da tespit edilebilir. Bunlar ayrı sekillerde yorumlanır. Ürolog tüm bu verileri kullanarak taşın sebebini saptamaya çalışır.

            Taş oluşumunu engellemek için yapılması en kolay şey bol miktarda su içmek ve bunu alışkanlık haline getirmektir. Devamlı taş üreten hastalar günde en az iki litre idrar çıkartacak kadar su içmelidirler.

İdrarlarında fazla miktarda kalsiyum ve oksalat atılan hastalarda bu maddeleri içeren gıdaları daha az tüketmelidirler.

            Bazı kimseler fazla miktarda kalsiyumlu gıdalar almamalarına rağmen idrarlarında kalsiyum miktarı fazla çıkar. Yine kalsiyum içeren antiasitlerden(mide asidini azaltan) ve aşırı D vit alınmamalıdır. Ürologlar kalsiyum ve ürik asit taşlarının oluşumunu engellemek için ilaç verebilirler. Bu ilaçlar taş oluşumunda anahtar rol oynayan idrar asitliğini ve alkaliliğini ayarlarlar. Allopurinol adı verilen ilaç da sık kullanılır ve idrarda kalsiyum miktarını ve ürikasit miktarını azaltır.

Bir diğer tedavi yolu kalsiyum taşlarını önlemek için idrarda atılan kalsiyum miktarını kontrol altında tutmaktır. Bunun içinde içeriğinde hidroklorotiazid içeren idrar söktürücü ilaçlar kullanılır. Bu ilaç böbreklerden idrara geçen kalsiyum miktarını önemli oranda azaltır.

            Bazı barsak hastalıklarında görülen ve aşırı kalsiyum emilimine bağlı olan idrarda fazla kalsiyum atılmasını engellemek için ise barsaktan emilimi azaltan sodyum selüloz fosfat kullanılır. Bu ilaç kalsiyumu barsakta tutarak, kana geçmesini ve idrarla atılmasını önler.

            Yine deneysel olarak oksalat idrarda itrahının fazla miktarda saptandığı durumlarda B6 vitaminin kullanılması faydalı olacağı bildirilmiştir.

Eğer taş tam olarak ortadan kaldırılamazsa Ürolog acetohidroamikasit (AHA) adındaki ilacı kullanabilir. İlaç uzun süre antibiotik tedavisi ile birlikte kullanılabilir.

Extracorporeal Shockwave Lithotripsy. Extracorporeal shockwave lithotripsy (ESWL) üriner sistem taşlarının tedavisinde en sık ve güvenle kullanılan tedavi yöntemidir. ESWL cihazları vücut dışında oluşturulan ve vücuda gönderilen şok dalgalarının taşa çarparak onu kırması esasına dayanarak çalışırlar. Burada taşlar kum taneleri gibi parçalanırlar ve idrarla kolaylıkla atılabilecek hal alılar.

Çok çeşitli ESWL cihazları vardır.Bir kısmında bir su banyosu vardır ve şok dalgaları bu banyo arcılığı ile vücuda gönderilir.Diğer bir kısmında su banyosu bir zarla örtülü olup hasta bu zarla temas eder.Bir çok cihaz taşı röntgen ışınları ile tesbit ederler. Ancak bazı cihazlarda odaklama denilen bu özellik ultrasonografi ile yapılır ve bir radyasyon riski olmadığı için doktor tüm seans boyunca görüntüleme sistemini çalıştırarak tedaviyi devamlı olarak izler.

            Radyolojik odaklı cihazlarda bu kullanılmaz. Ayrıca küçük odaklı (Küçük bir noktaya şok gönderen) cihazlarda anestezi gerekmez ve küçük çocukların taşları rahatlıkla kırılır.

            Birçok vakada ESWL ayaktan bir işlem olarak uygulanır ve hastanede yatmaya gerek yoktur. Tedavi sonrası toparlanma dönemi çok kısadır ve birçok hasta tedavi sırasında veya kısa bir süre sonra normal günlük aktivitelerine döner.

            ESWL tedavisinin mutlak kullanılmaması gereken 2 durum kanama hastalıkları ve gebeliktir. Hipertansiyon kısmı kontrendikasyon teşkil eder. Bu durumda hastanın öncelikle tansiyonunun düzenlenmesi gerekmektedir.

            ESWL tedavisinin de kendine göre komplikasyonları olabilir. Aşağı yukarı tüm hastaların tedavi seansları sonrasında bir kaç gün idrarları kanlı olur. İdralarında ve böbrek bölgelerinde kum dökmeye bağlı yanma ve ağrı olabilir. Komplikasyonları azaltmak için hastaların tedaviden uzun süre öncesinden başlayarak Aspirin ve kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar almaması gerekir.

            Bazen dökülen kum parçaları idrar yolunda sıkışır ve düşmez. İdrar akımına engel olan ve ağrıya neden olan bu nadir durumda bazen Ürolog idrar yolunu rahatlatmak için ince silikon bir tübü idrar yoluna ( Mesaneden böbreğe) yerleştirir. Böylece idrar akımı Perkutan Nefrolitotomi. Bazen taşların çıkartılabilmesi için Perkutan Nefrolitotomi denilen cerrahi yönteme gerek duyulur.Bu yöntem taşların büyük olduğu böbreğin özellikle alt kısmında yerleşmiş büyük taşlarda; taşla birlikte böbrek çıkışında daralma meydana gelmesi durumunda (dışardan damar basıncı hariç) ve ya ESWL nin etkili olamayacağı durumlarda tercih edilir. Opr.Dr. Şaban Coşkun

    

GazlI dİyet İçeceklerde büyük tehlİke !!!

  Bir Araştırma, Gazlı Diyet İçeceklerin Büyük Sağlık Sorunlarına Sebep Olduğunu Ortaya Koydu.

              Uzmanlar, “Diyet içecekleri içenler kalori kaybediyor ama sağlıklarını tehlikeye sokuyor” uyarısı yaptı. Boston ve Harvard Üniversitesi uzmanları, kalp derneği için, gazlı diyet içeceklerle ilgili olarak 3 bin 500 kişi üzerinde araştırma yaptı.

            Çalışma sonucunda, günde bir kutu gazlı diyet içeceklerden tüketen kişilerde obezite, kan şekeri, tansiyon gibi hastalıklardan bir ya da daha fazlasına yakalanma riskinin yüzde 50–60 arttığı görüldü. Gazlı içecekler kalp hastalığı riskini de iki kat artırıyor.

  Dört yılda tamamlanan araştırmadaki sonuçlar şöyle oldu:

  ·  Obezite riski yüzde 31 arttı.

  ·  Kan şekerinin tehlikeli boyutlarda yükselme olasılığı yüzde 25 arttı.

  ·  Kötü kolesterol HDL seviyesinin yükselme riski yüzde 32 arttı.

  ·  Yüksek tansiyon riski arttı. Ancak bununla ilgili istatistiki bilgi edinilemedi.

  Renklendirici de zararlı

Araştırmayı yürüten Doktor Ramachandran Vasan “İster gerçek, ister yapay tatlandırıcılı olsun gazlı içecekler kişinin daha fazla yemesine neden oluyor. Ayrıca yapay renklendiricilerin de vücutta iltihaba neden olarak damar hastalıklarını tetiklediğini düşünüyoruz. Ama bu konuda henüz detaylı bir çalışma yapmadık” dedi.  Alıntı: (Hürriyet Sağlık)      

                         KOLESTEROLE KARŞI ETKİSİ KANITLANAN 8 BESİN   

Kolesterolün düşürülmesinde elma, havuç, mısır, badem, sarımsak, süt, portakal ve çayın etkili olduğu bildirildi.

            Dengesiz beslenme ve spordan yoksun bir hayatın, kandaki yağ oranının yükselmesine ve yüksek kolesterole yol açtığını belirten uzmanlar, kolesterolün de insanların kalp hastalığına ve felce yakalanma oranını büyük ölçüde artırdığını vurguladı.

            Kolesterol düşürücü diyet ve sağlıklı yaşam biçiminin benimsenmesinin, kalp ve damar hastalıklarının görülme oranını azalttığını kaydeden uzmanlar, kolesterolün düşürülmesinde etkisi kanıtlanan bazı besinlerin tüketilmesini önerdi. Uzmanlar, kolesterole karşı etkisi kanıtlanan 8 besini şöyle sıraladı:

Elma:
Zengin pektin, lifli protein ve C vitamini içeren elma, kolesterolü çok etkili bir şekilde düşürür. Bir ay boyunca günde iki elma tüketilmesi durumunda, kanda kalp ve damarlara zarar veren yoğunluğu düşük lipoprotein kolesterolünün oranı büyük ölçüde düşürülürken, kalp ve damarlar için yararlı olan yoğunluğu yüksek lipoprotein kolesterolünün seviyesi ise yükseltilir.

Havuç:
Kalsiyum pektat içeren havuç, öd asidiyle gerçekleşen kimyasal tepkimeden sonra dışkıyla vücuttan atılır. Vücutta öd asidinin oluşturulması da kandaki kolesterolü tüketerek kolesterol seviyesini düşürür.

Mısır:
Mısırda bulunan zengin kalsiyum, fosfor, selenyum, lesitin ve E vitamini, kolesterolü düşürme işlevine sahip.

Badem:
Kolesterol seviyesi normal veya biraz yüksek olan insanlar badem yiyerek, kandaki kolesterolü düşürebilir ve kalp sağlığını koruyabilirler.

Sarımsak:
Günde üç diş sarımsak yenmesi durumunda vücuttaki zararlı kolesterol seviyesi etkili bir şekilde düşürülürken, yararlı kolesterol seviyesi de yükseltilir; böylece kalp hastalığının meydana gelme oranı düşürülür.

Süt:
Bol kalsiyum içeren süt, vücuttaki kolesterol oranını azaltır.

Portakal ve mandalina:
Zengin C vitamini içeren portakal ve mandalina, karaciğerin zehirli maddeleri atma gücünü artırır ve kolesterolü de düşürür.

Çay:
İnsanı uyanık tutma, kalbi güçlendirme, idrarı kolaylaştırma, kandaki yağı eritme gibi işlevlere sahip olan çay sık sık içildiğinde insan vücudundaki kolesterolün yükselmesini engeller.
                    

                       ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ HER DERDE DEVA

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Kaynaş, "Çanakkale'de yetiştirilen 8 farklı siyah üzüm, 4 farklı beyaz üzüm çeşidine ait 20 adet çekirdeğin özelliklerinin ve yağ asidinin incelendiğini”

            Yapılan incelemede üzüm çekirdeğinde yüzde 80 esansiyel ve omega 3 ve 6 grubu yağ asitlerinden olan linoleik yağ asidi içerdiğinin ve üzüm çekirdeği yağının doymamışlık değerinin yüzde 90'lara yaklaştığının belirlendiğini ifade eden Prof. Dr. Kaynaş; Omega yağ asitleri kalp hastalıklarında, ikinci tip şeker hastalığında, çeşitli kanser (prostat, meme) vakalarında, obezitede ve iltihaplı eklem romatizması gibi hastalıkların önlenmesinde ve kandaki iyi kolesterol oranın yükseltilmesinde önemli rol oynamaktadır.

            Prof. Dr. Kaynaş Üzüm çekirdeğinin E vitaminden 50 kat,  C vitamininden 20 kat daha güçlü etkiye sahip olduğunu, aynı zamanda üzüm çekirdeğinde tespit edilmiş en güçlü antioksidan etkinin olduğuna dikkati çekerek, Antioksidan özelliği ile insan vücudunda kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol veya kirli havayla alınan zararlı maddelerin etkisiz hale getirilmesini sağladığını belirti

               .                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                .

  

                    CEP TELEFONLARININ ZARARLARI

"CEP TELEFONLARI NASIL KULLANILIR"

          Boğaz İçi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Selim ŞEKER, Cep Telefonlarının sağlık için ciddi tehlike olduğunu ama kullanıcıların bunun bilincinde olmadığını savundu.          

           Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker, cep telefonlarının bilinçli kullanılması gerektiğini belirterek, radyasyon etkisinden dolayı kulağa fazla yaklaştırılmadan ve 1 dakikadan daha az süre konuşulmasını önerdi.

            Şeker, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanlara alışık olduklarından daha çok kolaylık sağlaması ve reklamının çok sık yapılması nedeniyle kısa sürede popüler olan cep telefonlarının bilinçsiz kullanıldığında elektrikle çalışan cihazların en tehlikelisi olduğunu bildirdi.

            Prof. Dr. Şeker, şunları anlattı: ''Cep telefonları yaydıkları elektromanyetik radyasyon nedeniyle insan sağlığı için zararlıdır, beyinde tümör oluşumuna neden olur. Ancak, bu zararlı etkiler 10 yıllık bir kullanım sürecinde ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle Batı'daki cep telefonlarının üzerinde sigarada olduğu gibi zararlarıyla ilgili uyarıcı ibareler vardır. Türkiye bu teknolojiyi Batı'dan almasına rağmen ülkemizde böyle bir uygulama yok. Halkımız da bu konuda bilinçsiz. Televizyonlar, reklam pastasındaki paylarını kaybetmemek için cep telefonlarının zararlarını gündeme getirmiyorlar. Örneğin, üçüncü nesil cep telefonları İngiltere'de satışa çıktığında zararları nedeniyle büyük tartışma yarattı, ancak bu Türkiye'de gündeme getirilmedi.'' -

-''YATAĞA TELEFONLA GİRENLER VAR''-

Bütün gayretlerinin bilinçli kullanıcılar yaratmak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Selim Şeker, cep telefonunun kulağa fazla yaklaştırılmaması ve 1 dakikadan daha az süre konuşulması gerektiğine dikkati çeken Şeker, ''Bu sayede risk azaltılabilir. Ancak, insanlarımız bunu sohbet hattı olarak görüyor. Cep telefonunu kulağının yanında taşıyan ve adeta bir organıymış gibi gece yatağa birlikte girenler var'' dedi. Şeker, bazı gençlerin cep telefonu sahibi olmayı prestij meselesi haline getirdiğine işaret ederek, ''Oysa ki bu yanlış. Çünkü, 18 yaşına gelmeyen genç oy kullanamıyor, ehliyet alamıyor ve bu nedenle aşağılık duygusuna kapılmıyor. Bence radyasyon etkisinden dolayı 18 yaşından küçüklerin cep telefonu kullanması yasaklanmalıdır'' diye konuştu.

-''BAZ İSTASYONLARI GELİŞİGÜZEL YERLEŞTİRİLDİ''- 
Şeker, baz istasyonlarının da cep telefonları kadar zararlı olduğunu ifade ederek, elektromanyetik radyasyon yayan bu kaynaklara ne kadar yakın olunursa zararlı etkilerin o oranda arttığını bildirdi. Baz istasyonlarından yayılan dalgaların çok iyi ölçülmesi gerektiğine işaret eden Şeker, Türkiye'de baz istasyonlarının gelişigüzel yerleştirildiğini, kimi zaman da 'Bu kuş yuvasıdır' denilerek vatandaşların aldatıldığını öne sürdü. 

Geçen yılın Ekim ayına kadar baz istasyonlarının yüzde 90'ının geçici belgeyle çalıştıklarını kaydeden Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu devreye girince 3-4 ayda bütün baz istasyonlarına sertifika verdiler. Buna inanabiliyor musunuz? 6 yılda sadece 5-6 bin baz istasyonuna ölçüm sertifikası verilirken, birkaç ayda binlerce baz istasyonuna sertifika verildi. Bu çok yanlış bir uygulama. Bunun bilimsel olarak incelenmesi gerekiyordu, ancak, üniversiteler devre dışı bırakıldı. Mühendisler Odası'nın hiçbir katkısı olmadı. Bu işe onlar karışmayacaksa kim karışacak?'' Şeker, İngilizlerin, baz istasyonunun oturdukları mahallenin neresinde olduğuna, ne kadar radyasyon yaydığına ilişkin bilgileri internet üzerinden öğrenebildiklerini anlatarak, böyle bir hizmetten Türkiye'deki yetkililerin haberinin bile olmadığını savundu

                              
 MADEN SUYU HAKKINDA "DOĞRU BİLDİĞİMİZ YANLIŞLAR" !!  

Sağlıklı bir hayatın şartlarından biri de, vücuda ihtiyacı olan mineralleri temin etmek. İnsan vücudu, fonksiyonlarını doğru bir şekilde yerine getirebilmek için 80'den fazla mineral kullanıyor. Nasıl ki karalardan okyanusa doğru akan deniz suları bu esnada birçok zehirli maddeyi tesirsiz hale getiriyor, insanın dolaşım sistemindeki mineraller de benzer şekilde faaliyet gösteriyor. Hücreler, sağlıklı olabilmeleri ve fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için minerallere ihtiyaç duyuyor.
      Vücudun dengesi için çok önemli olan minerallerin eksikliği, dengenin bozulmasına sebep oluyor. Peki, vücut, mineral eksikliğini nasıl tamamlayacak? Hangi mineralleri hangi gıdalardan alacak? Ne yazık ki bugün yediğimiz besinlerin büyük bölümü bu minerallerden yoksun. Zira yıllar boyu aynı topraklarda aynı cins ürünler yetiştirildiği için, bu topraklar artık mineral bakımından eskisi kadar zengin değil. Vücudumuz için gerekli mineralleri almak için geriye tek kaynak kalıyor, o da maden suyu...
     Çözünmüş halde mineral ve gaz ihtiva eden kaynak sularına 'maden suyu' adı veriliyor. Batıda her geçen gün maden suyu tüketimi artış gösteriyor. Avrupa'da kişi başına yıllık maden suyu tüketimi 24 litre civarında. Türkiye'de ise bu rakam henüz sadece 2.2 litre.
Sağlıklı bir hayat sürdürmede önemli rol oynayan maden suyu tüketimiyle ilgili ne kadar bilgi sahibisiniz?
      İşte, maden suyu hakkında 'doğru' bildiğiniz 'yanlışlar' ve 'yanlış' bildiğiniz 'doğrular'...
 — Maden suyuyla soda arasında ne fark vardır?
Maden suyu, ihtiva ettiği tüm mineraller ve karbondioksit gazıyla birlikte, yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıkar ve tamamen doğaldır. Soda ise, su ve sudan yapılan içeceklere üretim esnasında karbondioksit gazı basılmasıyla elde edilen tamamen "soda" olan bir içecektir.
— Maden suyu asitli midir?
Halk arasında "asitli" denilen içeceklerden aslında kastedilen, içeceğin içindeki karbondioksit gazıdır. Karbondioksit gazı dilimiz ile temas ettiğinde geçici olarak tat algılayıcılarını uyuşturduğu için, içimi kolaylaştırmaktadır. Gazlı içecek üretiminde, çok özel proseslerle ve yüzde 99.99 saflıkta üretilen, gıda imalatı için özel karbondioksit gazı kullanılır.
Günde ne kadar maden suyu tüketebiliriz?
Doğal suların ihtiva ettiği zengin mineraller, vücudumuzda vitaminlerin fonksiyonlarına yardımcı olur. Muhtevasındaki zengin kalsiyum ve florür gibi mineraller dolayısıyla özellikle çocuklar, bayanlar ve yaşlıların daha fazla maden suyu içmeleri gerekir. Uzmanlar, günde en az 2 litre civarında su ve maden suyu gibi "yararlı sıvı" tüketilmesini tavsiye ediyor.
— Çocukların maden suyu içmesi zararlı mıdır?
Maden suyunun bilinen hiçbir zararı olmayıp, aksine vücudumuza sayısız yararı vardır. Büyüme çağındaki çocuklar, kalsiyum, demir, çinko, florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyaç duyar. Bu ihtiyaçlarını karşılamanın en iyi yolu, bolca süt ve doğal suları tüketmeleridir. Maden suyunun içerdiği kalsiyum kemik yapısının, florür ise ağız ve diş sağlığının gelişmesi için son derece yararlıdır.
— Hamilelikte maden suyu içilir mi?
Hamilelik, beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. İnsan vücudu, bebeği besleyebilmek ve gelişmesini sağlamak için, normalden daha fazla gıda, sıvı, mineral ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Bu katkıyı doğal yoldan sağlayabilmek için, hamilelikte düzenli olarak maden suyu tüketimi tavsiye edilir.
— Maden suyu cilde yararlı mıdır?
Maden suyunun ihtiva ettiği zengin mineraller, vücudumuzun birçok bölgesine olduğu gibi cilde de yararlıdır. Hatta piyasada, sprey şişelerine doldurulmuş ve yüze püskürtülerek kullanılan maden suları satılır.
— Maden suyu böbrek taşı yapar mı?
Böbrek taşlarının oluşumunda ana sebep, yetersiz miktarda sıvı tüketimidir. Başka bir ifadeyle, hayatı boyunca yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda böbrek taşı oluşumu hızla meydana gelir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez; ancak esas olan düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.
SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN DÜZENLİ MADEN SUYU TÜKETİMİ ŞART

- Avrupa'da ve Türkiye'de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi ne kadar?
Avrupa'da kişi başına yılda 24 litre maden suyu tüketilirken, bu rakam Türkiye'de 3 litrenin altında. Ülkemiz aslında Avrupa'nın doğal mineralli sular açısından en zengin coğrafyasına sahip; ancak yıllık 65 milyon litre olan bu kaynağın sadece yüzde 1'i şişeleniyor, yüzde 99'u boşa akıyor. Süt ve süt ürünleri tüketiminde de Avrupa ile aramızda benzer oranlar olduğu için, neticede ulusal beslenme kültürüyle bağlantılı ilginç tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin, bu beslenme kültürü sayesinde Avrupalı kemik erimesi gibi hastalıkları nadiren duyarken, Türkiye'de belirli yaş ve cinsiyet gruplarında kemik erimesi oranları yüzde 30'larda yaşanıyor. Bunun en önemli sebebi, hayat boyunca düzenli olarak tüketilen süt ve doğal suların miktarlarındaki, dolayısıyla bu yolla alınan kalsiyum takviyesindeki büyük farklılık.
— Maden suyu son kullanma tarihinden sonra bozulur mu?
Maden suyu, kapağı açılmazsa kesinlikle bozulmaz. Ürünlere son kullanma tarihi konulmasının tek sebebi, dolumdan sonra belirli bir süre geçtiği zaman kapak ve ambalajdan dışarıya karbondioksit gazı kaçması ve azalmasıdır.
— Düzenli maden suyu tüketimiyle bazı hastalıklar arasında bağlantı var mıdır?
Maden suyunda zengin olarak bulunan minerallerden magnezyum, hücre içerisinde potasyumdan sonra en yoğun olarak bulunan katyondur. Hücre zarı, hücre içi ve hücre çekirdeğindeki birçok biyolojik olaylarda etkilidir ve kas ile sinirlerdeki elektrik uyarılarının iletilmesini sağlar. Kalp ve damar hastalıklarıyla çok ilgisi vardır. Enfarktüs geçiren insanlarda magnezyum düşüklüğü tespit edilmiştir. Damar sertliğine yol açan damarlardaki yağ ve kalsiyum birikmesi de magnezyum eksikliğinden oluşur.
     Sodyum, vücut sıvılarında en fazla bulunan elementtir ve sıvı dağılımıyla sıvı dengesinin düzenlenmesini sağlar. Ayrıca asit-baz dengesi ve sinir uyarılarının taşınması en önemli görevlerindendir.
      Kalsiyum, vücudumuzda en fazla bulunan elementtir. Kemik yapısının yanı sıra kas kasılmalarının düzenlenmesine, sinir uyarılarının taşınmasına, hücre zarlarında iyon değişimine, hormonların, sindirim enzimlerinin ve nörotransmitterlerin salgılanmasına yardımcı olur. Yaşla ilgili kemik kayıplarını ve kırılmalarını önler. Kalsiyum, sadece süt ve doğal sularda bulunur. İçerisinde kalori ve kolesterol olmadığı için maden suyu, kalsiyum açısından süte en iyi alternatif olmaktadır.
     Bikarbonat, sitrat, magnezyum, sodyum, flor ve kalsiyum, maden suyunda bulunan doğal dengeleriyle ürolojik hastalıkların seyri ve özellikle ameliyat sonrasında çok etkendir. Böbrek taşlarının tekrarlamasını önlemenin en kolay ve doğal yolu, maden suyunu bolca tüketmektir. Bikarbonatlı sular, alkali yapıları sayesinde mide asiditesini nötralize eder ve bu özelliği sebebiyle peptik ülser hastalığının tedavisinde önemli rol oynar. Yine fonksiyonel mide ve bağırsak hastalıklarında semptomları azaltıcı etkileri vardır.
     Kalsiyum ve magnezyum içeren sular, stres sonucu gelişen ishal gibi şikayetleri önlemede de etkili olur.
     Sülfatlı sular ise safra salgılarını ve akımlarını artırır. Kalsiyum zengini doğal mineralli sular, menapoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesi ve tedavisinde yeterli kalsiyum desteği sağlanmasında önemli bir seçenektir.

November 19

DİJİTAL FOTOĞRAF HAKKINDA HERŞEY

Dijital fotoğraf hakkında her şey

Dijital ortamla ilk kez mi karşılaşıyorsunuz? Daha fazla bilgi istiyor musunuz? İşte size dijital fotoğraf, ekipman, düzenleme, baskı ve ilgili bir çok konu hakkında başlıklar.

Dijital fotoğrafa geçmenin başlıca beş nedeni

Filmden, baskıdan ya da dijital fotoğraf makinesinden dijital fotoğraf alabilirsiniz. Dijital fotoğrafları bilgisayarınıza bir kez aktardınız mı, e-posta ile gönderebilir, baskı alabilir ya da üzerlerinde değişiklik yapabilirsiniz. İnanılmaz ölçüde basit ve eğlenceli. Dijitale geçmenin başlıca beş nedenine bir göz atın.


1 - Fotoğrafları bir çırpıda görüntüleme ve geliştirme
Dijital fotoğraf makinesiyle fotoğrafları anında görüntüleyebilir, böylece her zamankinden daha iyi fotoğraf çekmeye başlayabilirsiniz. Biri esniyor mu? Biri şaklabanlık mı yapıyor? Hemen yeni bir fotoğraf çekin!

2 - Fotoğrafları anında basma veya e-postayla gönderme
Dijital fotoğrafları çektikten birkaç saniye sonra paylaşabilirsiniz. Herhangi bir yere e-posta ile gönderebilirsiniz

3 - "Dijital büyü" ile fotoğrafları kusursuz hale getirme
Bir fotoğraf çok mu karanlık? Birinin gözleri kırmızı mı çıkmış? Hiç sorun değil. Bir fotoğraf düzenleme yazılımı ile onları aydınlatabilir, kırmızı gözleri yok edebilir, istediğiniz bölümünü alabilir ve çektikten sonra istediğiniz geliştirmeyi uygulayabilirsiniz.

4 - Yaratıcılığı ortaya çıkarma
Yaratıcı dürtülerinizi gerçekleştirin. Dijital fotoğraflarınızı fotoğraftan tebrik kartlarına, yüksek kalitede baskılı fotoğrafa , CD albüm kapağına, tişört fotoğrafına, online slayt gösterilerine dönüştürün. Fotoğrafınız dijitalse tüm bunları ve daha nicelerini yapabilirsiniz.

5 - Fotoğrafın ve yaşamın tadını çıkarma
Canlandırıcı, heyecan verici, keyif dolu. Dijital fotoğraf çekimi bunların hepsi ve daha fazlasıdır. Fotoğraflarınızla neredeyse istediğiniz her şeyi yapabileceğiniz bir boyuta geçin.

 

Dijital Fotoğrafçılık

Dijital fotoğraf dünyasına dalmayı mı düşünüyorsunuz?

Fotoğraflarınızı paylaşmak ve keyfini çıkarmak için bilgisayarınızı kullanmak inanılmaz derecede basit. Ayrıca "dijital fotoğraf dünyasına giriş" için dijital fotoğraf makinesi almak şart değil. Dijital ortamı kullanmak için çeşitli yollar var. Tüm bu seçenekleri hemen inceleyebilirsiniz.

Dijital terimlere kısa bir bakış

Dijital fotoğraf çekiminde kullanılan dil film kullanıcılarının dilinden biraz farklıdır. Piksel, megabayt, çözünürlük, dpi, JPEG: Bu sözcükler size tanıdık gelmiyorsa aşağıdaki sözlüğe kısaca bir göz atın.

· Piksel-(İngilizce Pixel - PICture ELement, yani "resim öğesi" sözcüklerinin harflerinden türetilmiştir) Dijital görüntünün (image) en küçük öğesi. Bilgisayar ekranındaki görüntüyü oluşturan çok sayıdaki küçük ışık noktacığı.
· Megapiksel-(Megapixel) Bir milyon piksel değerindeki birim. Görüntünün çözünürlüğü ne kadar yüksek olursa piksel sayısı ve dolayısıyla görüntü kalitesi o oranda artar. 1 megapiksel (MP) çözünürlükteki bir görüntü dosyası gerçeğe çok yakın görüntüyü sağlayan 15 x 20 cm'lik bir fotoğraf baskısı sağlayabilir (bu rakam 2 MP'de 20 x 25 cm, 3 MP dosya boyutunda ise 28 x 36 cm'dir).
· Çözünürlük-(Resolution) Görüntüdeki piksel sayısı. Çözünürlük sayısı yükseldikçe görüntü kalitesi artar.
· DPI-Dots Per Inch Yazıcı veya ekran gibi bir cihazın lineer inç başına görüntüleyebildiği nokta (dot) sayısı. Örneğin lazer yazıcıların çoğu 300 dpi, ekranların çoğu 72 dpi, PostScript yazıcıların çoğu 1200 ile 2450 dpi arası çözünürlüğe sahiptir. Fotoğraf kalitesi veren inkjet yazıcıların çözünürlüğü 1200 ile 2400 dpi arasında değişmektedir.
· PPI-Pixels Per Inch Görüntü çözünürlüğünü ifade etmek için kullanılan, lineer inç başına piksel sayısı. Ppi ne kadar yüksek olursa görüntü o kadar ayrıntı kazanır ve daha yüksek görüntü kalitesi sağlar. Ekranlar 72 ppi, inkjet yazıcılarda gerçeğe yakın görüntü baskısı elde etmek için en az 150 ppi çözünürlük gerekir.
· Megabayt- (Megabyte) Bir milyon bayttan oluşan bilgisayar belleği miktarı. Tam değeri 1.048.576 bayttır.
· Kilobayt-(Kilobyte) Yaklaşık bin bayttan oluşan bilgisayar belleği, disk alanı veya belge boyutu miktarı. Tam değeri 1.024 bayttır.
· JPEG-Pek çok dijital fotoğraf makinesinde görüntüleri depolamak için kullanılan standart bir format. Bu format web üzerindeki görüntülerde ve e-posta mesajı eklerinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. JPEG'in açılımı olan Joint Photographic Experts Group adlı topluluğun oluşturduğu bu dosya standardı günümüzün en yaygın kullanılan formatlarından biridir. JPEG renkli ve gri tonlu görüntüleri gerçeğe yakın görünüme sahip olacak şekilde sıkıştırmak için tasarlanmış standart bir görüntü sıkıştırma mekanizmasıdır. JPEG görüntü kalitesini olumsuz etkileyebilen kayıplı sıkıştırma kullanır.
· LCD-(Liquid Crystal Display) Sıvı Kristal Ekran. Fotoğraf makinelerinde fotoğrafları ve menü seçenekleri, makine ayarları gibi bilgileri görmek için kullanılan renkli ekran.
· Bellek kartı-(Memory card) Fotoğraf ve film dosyası gibi verileri saklamak için kullanılan bir depolama aracı. Bu kartların kapasitesi 8 ile 256 MB arasında değişmektedir. Bellek kartı tipleri şunlardır: Compact Flash Card, Multimedia Card, Secure Dijital Card, Microdrive.
· Dijitalleştirme-(Digitize) Analog bilgileri bilgisayarda kullanılmak amacıyla dijital formata dönüştürmek.

Dijital fotoğraf makinesi kontrolleri

Hangi kontrollerin bulunduğunu ve nasıl kullanıldıklarını anladığınız takdirde gereksinimlerinize en uygun fotoğraf makinesini seçebilir ve fotoğraf çekme becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Fotoğraf kalitesi ayarları

Fotoğraf çekmeyi düşünürken elde edeceğiniz görüntüyü hesaba katmanız gerekir. Dijital fotoğraf makineniz ne kadar çok bilgi yakalarsa, sonuç olarak elde ettiğiniz baskı o kadar büyük olabilir.

Fotoğraf kalitesi ayarlarını anlamak
Piksel (pixel) İngilizce resim öğesi anlamına gelen "Picture element" sözcüklerinin kısaltılıp birleştirilmesiyle elde edilmiştir. Bu, dijital fotoğraf makinesi sensorunun en küçük parçasıdır. "Mega" sözcüğü "milyon" anlamına gelir. Dolayısıyla, megapiksel (megapixel) bir milyon pikselden, yani resim öğesinden oluşur.
Dijital fotoğraf makinesinin sensörünün boyutu, yani görüntüyü kaydeden kısım megapiksel olarak ifade edilir. Megapiksel sayısı arttıkça bu sensorun yakaladığı bilgi de artar ve bu sayede görüntü de o oranda büyütülebilir.

Çözünürlüğü anlamak
Makinemdeki tüm bu piksellerle ne kadar bilgi yakaladığımı nasıl anlarım? Yakalama çözünürlüğünü (capture resolution) anlayabilmek için bir dikdörtgenin alanını düşünün. Alan uzunlukla genişliğin çarpımına eşittir. Dijital fotoğraf makinesi sensorunda yatay piksel sayısı ile dikey piksel sayısı çarpımı yakalama çözünürlüğünü verir.
Örnek olarak Kodak EasyShare DX3900 zoomlu dijital fotoğraf makinesini alalım. Yatay piksellerin sayısı 2.160, Dikey piksellerin sayısı ise 1.440'tır. İki sayının çarpımı 3.110.400 piksel, yani 3,1 megapiksel eder. İstediğiniz baskı boyutunu biliyorsanız aşağıdaki tabloyu gereksinim duyduğunuz yakalama çözünürlüğünü elde etmek için kılavuz olarak kullanabilirsiniz.

Maksimum Baskı Boyutu

Gerekli Yakalama Çöz.

15 x 20 cm (5 x 7 inç)

1 megapiksel

20 x 25 cm (8 x 10 inç)

2 megapiksel

28 x 36 cm (11 x 14 inç)

3 megapiksel

50 x 75 cm (20 x 30 inç)

4 megapiksel

"Best" (En iyi), "Better" (Daha iyi) ve "Good" (İyi) terimlerinin anlamı nedir?
Bazı dijital fotoğraf makineleri, "Best" (En iyi), "Better" (Daha iyi) ve "Good" (İyi) gibi ayar seçimleriyle, yakaladığınız görüntüye uygulayacağı sıkıştırma düzeyini belirlemenize olanak sağlar. Büyük boyutlu baskı elde etmek istiyorsanız makinenizde "Best" (En iyi) ayarını kullanın. Yüksek kapasiteli bir bellek kartınız yoksa çok sayıda görüntü almanıza, ancak yine de makul bir görüntü kalitesi elde etmenize olanak sağlayan "Daha iyi" (Better) ayarını kullanmayı düşünebilirsiniz. Internet'te kullanılacak veya yalnızca online görüntülenecek fotoğraf elde etmek istiyorsanız "Good" (İyi) ayarlarını kullanabilirsiniz.

Yakalama Seçeneği

Fotoğraf Kalitesi

Yakalama Sonuçları

Baskı Kapasitesi

Best

Mükemmel

Daha büyük dosya boyutu, en fazla ayrıntı Bellek kartına daha az görüntü sığar. Daha fazla depolama alanı gerektirir.

Dosya boyutu için olası en geniş baskı boyutu. 3-4 MP çözünürlüklü makineler 50 x 75 cm'e (20 x 30 inç) kadar çıkan baskı olanağı sağlar.

Better

Makul

Orta büyüklükte dosya. Bellek kartına daha fazla görüntü sığar.

Baskı son boyutunun sınırları en fazla 20 x 25 cm'dir (8 x 10 inç).

Good

Kabul edilebilecek en düşük kalite

Daha az ayrıntı. Bellek kartına en fazla sayıda görüntü sığdırılır.

Baskı boyutu maksimum 15 x 20 cm'le (5 x 7 inç) sınırlıdır.

 

 

 

 

 

 

November 05

YORUMLAR

Space Live Alınıma Hoş Geldiniz Yorumlarınızı "Yorum Eklebölümünü tıklayıp yazabilirsiniz
September 27

ŞİİR KÖŞESİ

"Size çok sevdiğim, okudukça hüzünlendiğim

Bedirhan GÖKÇE'nin Şiir Albümünden bir şiir sunuyorum"

SENİ ÇOOOK SEVİYORUM ANNE

Merhaba anne
Yine ben geldim…
Merak etme okuldan çıktımda geldim.
Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder" demişti de

Onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen,
Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.

Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu
Şimdi iyi biliyorum anne.

Hani geçen geldiğimde
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum

Şuram işte,
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.
Bende ağladım,
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi.
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün bende saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.
Bari okula sen götür dedim.
"kızım, iş" dedi.
Bende banane dedim, ağladım.
"kızım, ekmek" dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne…?

Uff.. Babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
Biliyorum babalar pasta yapmasını bilmez anne…

Hava kararıyor, ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.

Kim bozuyor toprağını,
Çiçeklerini kim koparıyor.
İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.
Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.

Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.

Ha unutmadan,
Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın

Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.

Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.

Ben gidiyorum anne,
Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne,

Sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası,
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim,
Anne çook...

BEDİRHAN GÖKÇE'NİN ŞİİR ALBUMÜNDEN

SENİ ÇOOOK SEVİYORUM ANNE

-    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız    -    Yıldız       Yıldız       Yıldız   -

Bana İnsanlarI anlatmayIn...
ben İnsanlarI yaşayarak anlayanlardanim...!


bana sen kİmsİn dİye sormayIn..
ben kendİmİ anlatmayi sevmeyenlerdenİm..!


bana ne İş YAPARSIN, NERDE takIlIrsIn dİye sormayIn...
yanimda olmayi hakettİğİnİz zaman kİm olduğumu anlatacaklardanim..!


bana aşk nedİr dİye sormayIn...
sormayin İşte sormayin çok darbe aldim söylemeyenlerdenİm..!


bana neden hep susuyorsun dİye sormayIN...
köpeklerİn konuşup aslanlarin susAcağini bİlenlerdenİm..!


bana köpeklerden söz etmeyİn...
efendİlerİ İçİn hİzmet edenlerden bahsetmeyİ sevmeyenlerdenİm..!


kisacasi gözü kara bİrİyİm İşte...


bana gelmek serbest...

İSTER BAŞ TACIM OLURSUN, İSTER DEFOLURSUN, SEÇİM SENİNDİR...

eğer kİ çekİp gİdersen karişmayanlardaniM..!   

 

 

 

 

September 14

ZİYARETÇİ SAYISI